Sevgili okuyucular,
Sizi bugün, Zehra Nur'un kaleminden akan naif bir aşk hikayesiyle buluşturuyorum. Bu eser, bir vasiyet niteliğinde, içinde aşkın, dostluğun ve sırların derin izlerini barındırıyor. Almina'nın hikayesi, insanın içsel yolculuğuna ışık tutarken, sevginin ve bağlılığın gücünü de gözler önüne seriyor.
Almina ve Göktuğ, çocukluklarından itibaren sıkı dostlardır. Ancak Almina'nın 12 yaşındayken babasını kaybetmesi, onları ayırır. Annesinin yeni biriyle evlenmesiyle, Almina hayatının en zor dönemlerinden birini yaşar. Göktuğ'un babası ise, her ay Almina'yı sorsa da onları bir araya getirmemekte ısrar eder. Bu durum, Almina için hem duygusal hem de fiziksel bir uzaklaşmayı beraberinde getirir.
Yıllar sonra, Almina üniversiteyi bitirip Bursa'ya döner. Buradaki ilk adımı, babasının mezarını ziyaret etmesiyle atılır. Ancak beklenmedik bir şekilde, on bir yıl önceki en yakın arkadaşı Göktuğ ile karşılaşır. Göktuğ artık başarılı bir mimardır ve bu karşılaşma, yıllar önce kopan bağları yeniden canlandırır. Ancak aralarında yatan sırların açığa çıkmasıyla, her şey değişmeye başlar.
Göktuğ'un babasının Almina ile görüşmelerine izin vermemesi, geçmişte yatan derin sırlarla ilintilidir. Bu sırların açığa çıkmasıyla, Almina ve Göktuğ'un arasındaki ilişki yeni bir boyut kazanır. Ancak bu uzun ayrılıktan sonra aralarındaki bağın nasıl şekilleneceği, merak konusu. Göktuğ'ün zihninde ise, geçmişin yarattığı karmaşık duygular ve geleceğe dair umutlar dolaşmaktadır.
Bu kitabı, bir oturuşta okuyup bitirdim. Yazarın akıcı üslubu ve derin anlatımı, beni hikayenin içine çekti ve karakterlerin duygusal yolculuğuna eşlik ettim. Punto rahatlığı ve açıklayıcı üslubuyla, her satırı keyifle okudum ve hikayenin sonuna kadar sürüklenip gittim. Geçmiş sırlarla dolu en temizinden bir