Sümeyye Coşkun, bir alıntı ekledi.
Dün 00:55

Hz. Ali'den Malik bin Eşter'e
Bir de sakın
"ben tam kudret sahibiyim, emrederim, itaat ederler" deme.

Çünkü bu, kalbi fesada vermek,
dini za'fa uğratmak,
felakete yaklaşmaktır.

Çünkü Yüce Yaratıcı, her zorbayı alçaltır,
her kibirliyi hakir eder bırakır.

Hz Alinin Liderlik Sırları ve Hitabet Sanatı, Adem ÖzbayHz Alinin Liderlik Sırları ve Hitabet Sanatı, Adem Özbay
Cezmi şeker, bir alıntı ekledi.
26 May 03:07

"...M. Kemal'in sözleri de ikonolojikleşmiştir. Kimi sözleri zaten standart kaligrafilerle resmi ideolojinin görsel söyleminin de bir unsuru olmuştur. Hemen her duruma, her meşrebe uygun bir Atatürk sözü buluşturulabilir. Peki, sürekli tekrarlanarak ve meşrulaştırıcı işlev görerek mitosu yeniden üretmenin ötesinde, M. Kemal'in sözlerinin içeriğinde ne buluruz? M. Kemal'in yazıp söylediklerinin siyasi-ideolojik anlamı nedir?

İki temel kaynak var elimizde: M. Kemal'in 1927'de yazıp Meclis'te okuduğu Nutuk ile, çeşitli konuşma ve açıklamalarını bir araya getiren Söylev ve Demeçler. (Bunlar arasında zaman zaman -peygamber hadislerindeki sahihlik meselesindeki gibi- gerçek olup olmadığı tartışılan sözler de bulunur.)

Birçok Kemalist yazar Nutuk'a topyekun temel eser olarak bakar, eşsiz bir politik hikmet kitabı sayarlar - kimileri Türklük için taşıdığı tarihsel önemi açısından onu Bilge Kağan'ın yazıtlarına benzetir. Oysa Nutuk, bir iç siyasi hesaplaşma metnidir. Parti içi ve dışı muhalefetin tasfiyesinin tamamlandığı, tek parti rejiminin inşasına girişildiği evrede, mutlak iktidarı tescilleyen bir meydan okuma niteliği taşır. M. Kemal burada Milli Mücadele sürecini, bütün diğer failleri 'harcamaya' veya en azından ikincilleştirmeye özel bir önem vererek anlatır; Ali Fuat Cebesoy'un (1882-1968) tabiriyle "apotrlarım" [havarilerini] eleyerek kendi liderlik anlatısını kurar. Bu konjonktürel işlevinden ötürü Nutuh'un 1938-50 arası tekrar basılmasına gerek duyulmamış, 1950'den sonra da uzun süre 'kutsal kitap' muamelesi görmemiştir. Nutuk'u 'büyüten', yine askeri darbelerdir. Özellikle 12 Eylül 1980'den sonra Nutuk, bütün "izm"leri fuzuli kılacak bir bilgelik pınarı mertebesine oturtulur. (l 990'lardan sonra, M. Kemal'in yaşamında ve Nutuk'ta 19 sayısının tekrarlarını, katlarım ve zorlama hesaplarla elde edilen tezahürlerini işleyen ezoterik tefsirler de çıkacaktır.) Nutuk'un bu dönemde de çok okunduğunu söylemek zordur, daha ziyade zikri geçer, o da bir ikonolojik malzemedir..."

Cereyanlar, Tanıl BoraCereyanlar, Tanıl Bora
Ragıp Sefa Sarı, bir alıntı ekledi.
25 May 11:20 · Beğendi

İDDİA
6/EN'AM-163;"O'nun hiç bir ortağı yoktur. böyle emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim."
Bu ayette Hz. Muhammed 'in ilk Müslüman olduğu yazıyor.

7/A'RAF-143;"Sen Sübhan' sin.
Tevbe ettim, Sana döndüm ve ben müminlerin ilkiyim" dedi. Bu ayette ise konuşan Hz. Musa dır.

Her iki ayeti de hükümsüz kılan ayet :

3/ÂLİ İMRÂN-67;"İbrahim, ne yahudi idi, ne de hıristiyandı: fakat, O hanif Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman di müşriklerden de değildi."

Hz. İbrahim Hz. Muhammed den de Hz. Musa dan da önce yaşadığına göre Müslümanlığı onlardan öncedir
Adem, İdris, Nuh gibi Hz. İbrahim den önce yaşamış olan peygamberlerin (Nebilerin ) Müslümanlık sırasının hesaba katılmadığını görüyoruz.
İlk Müslüman çelişkisi nasıl açıklanır?

İZAH
6/EN'AM-163 'te "Müslümanların ilki"
kullanılırken 7/A'RAF-143' te 'Müminlerin ilki' kullanılmıştır.
Bu önemli bir farklılık ve inceliktir. Zira birinde Hz. Muhammed'in (a.s.)
İslam'ı yaşayan bir topluluğa önderliğinden bahsedilirken
diğer kullanımda ise
'Hz. Musa (a. s.)'in bireysel deneyimine/tecrübesine dayalı inancından/güveninden söz edilmektedir. "evvel" kelimesine verilen "ilk" manası
iddia sahibinin zihninde
sadece zamansal öncelik-sonralık olarak algılamaktadır. Ancak "ilk" kelimesi sadece zamansal manada kullanılmaz. Bir sınavda ilk üçe girmek sınavı en erken bitirenleri değil, yüksek not alanları işaret eder.
Toplumda ilk sırada yer almak o toplumu oluşturan fertlerin en yaşlısı olmak manasında değil, yöneticilik/liderlik veya üstünlük manasında kullanılır. Zaten Kur'an Müslümanlığın insanlık ile yaşıt bir kavram olduğunu şöyle dile getirir:
"O, Sizi daha öncede Müslümanlar olarak adlandırdı." (22 HAC-78)

Şimdi iddia edilen ayetleri bu geniş bakişla tekrar ele alalım.(6/163) ayette ki kullanım ile örnek bir Müslüman ve hayatını Allah'a adayanların öncüsü
manasında "evvel" kullanılmıştır.

İkinci kullanım bağlamıyla düşündüğümüzde/okuduğumuzda
Ayet şu şekildedir.

"Mûsâ, bizimle sözleştiği yere gelip Rabbi de kendisine konuşunca, şöyle dedi: “Rabbim! Bana kendini göster, seni göreyim!” Allah, “Beni asla göremezsin; ama şu dağa bak! Eğer o yerinde durabilirse, sen de beni göreceksin” dedi. Rabbinin kudreti dağa tecelli edince, onu paramparça etti, Mûsâ baygın vaziyette yere yığıldı. Kendine gelince şöyle yakardı: “Seni noksan sıfatlardan uzak tutarım, tövbe edip sana yöneldim. Ben Mü'minlerin ilkiyim.” dedi. (7/143)
Hz. Musa dönemindeki insanlar yıllarca firavun zulmünün altında ezilmiş kölelerdir. Bu insanlarda soyut düşünme melekeleri/melekesi çok düşük olduğu için Hz. Musa dan
'Allah'ı kendilerine apaçık göstermesini' bile istemişlerdir.

..."Ey Musa, biz Allah'ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız."... (2/55) Hz. Musa bu taleple Allah'ın huzuruna çıkar. Dağın parçalanması ile Musa (as.) baygın düşmüş ve
(Allah'ın görülemeyeceğini anlayanların ilkiyim) Bana iman edenlerin "öncüsuyüm" manasında
"Mü'min" ve "Evvel" kelimeleri(ni) kullanılmıştır.
Burada ki mü'minlik ilk Müslüman/ (teslim olan) manasında değil, kavminde (bunun olmayacağını) ilk anlayan (benim) demektir.

[Ateizm ve Deizmin Sorularına Karşı İddialar ve İzahlar /Kemal Gürger / Düşün Yayıncılık syf 11 - 12]

Ateizm ve Deizmin Sorularına Karşı İddialar ve İzahlar, Hüseyin Kemal Gürger (Sayfa 11 - Dûșûn yayıncılık)Ateizm ve Deizmin Sorularına Karşı İddialar ve İzahlar, Hüseyin Kemal Gürger (Sayfa 11 - Dûșûn yayıncılık)
Şeyma Öztürk, bir alıntı ekledi.
24 May 12:48 · Kitabı okudu · 8/10 puan

‘Yalnızca öğüt verebilmek değil, öğüt alabilmek demek olan ‘tevâsi’ mevzuu ile ilgili Hazreti Ömer’in başından geçen çok güzel bir hadise vardır. Kendisinin Mü’minlerin Emiri olduğu dönemde bir görevi de hutbe vermekti. İnsanlara yapmaları gerekenler hususunda tavsiyelerde bulunup onlara dürüstlüğü hatırlatıyordu. Bir gün gezinti esnasında bir pencereden içeriyi gördü. İçeride içki içen ve sarhoş gibi görünen bir genç vardı. Hazreti Ömer’in celâli hepinizin malumu! Kapıyı yıkıp içeri girdi, genci yakasından kavrayıp şöyle söyledi; ‘Demek benim gözetimim altında iken içiyorsun!?’ Genç ise, ‘Ben bir haram işledim, sen ise üç.’ diye cevap verdi. Hazreti Ömer bu cevap karşısında şaşırıp kalmıştı. ‘Sen neden bahsediyorsun?’ deyince genç; ‘Evvela benim penceremden içeri baktın. Bir Müslümanın mahremiyetine hürmet etmen gerekirdi; içeri bakmamalıydın. İkincisi, benim içki içtiğim zannında bulundun. Bunu bilemezdin. Su veya süt içiyor da olabilirdim. Müslümanlar hakkında zanda bulunmamalıydın. Üçüncüsü, evime benim müsaadem olmadan girdin, bunu da yapmamalıydın. Davet edilmediğin sürece iman eden birinin evine girme. Üç haram fiilde bulundun!’ deyince, Hazreti Ömer özür dileyerek genci serbest bıraktı ve oradan ayrıldı.
Devlet reisiydi, ‘Bak bak, demek senin de ağzın var!’ ‘Gel bakalım benimle, ben sana ne yapacağımı bilirim’ diyebilirdi pekâlâ. Ama hayır. Sadece oradan ayrıldı. Aradan birkaç hafta geçti, Hazreti Ömer mescitte hutbe verdiği sırada aynı genç içeri girdi. Hazreti Ömer hutbeyi bitirince genci yanına çağırıp tenhada ona dedi ki; ‘O vakitten beri hakkında tek bir kötü söz sarf etmedim.’ Genç; ‘Ben de o vakitten beri ağzıma bir yudum içki koymadım.’ diye cevap verdi. İşte tevâsi böyle olur. Her ne kadar liderlik pozisyonunda olsa da dinlemeye istekli. İçmiş bir genç olsa bile, kimseyi görmezden gelmiyor. Alkol kokan bir gencin öğüdünü tutuyor Hazreti Ömer. Onlar tevâsav bi’l hakk ne demek tam manası ile bildiler.’’

Dirilt Kalbini, Nouman Ali Khan (Sayfa 69 - Timaş Yayınları, 2018.)Dirilt Kalbini, Nouman Ali Khan (Sayfa 69 - Timaş Yayınları, 2018.)
Moiz Efendi, bir alıntı ekledi.
24 May 11:56 · İnceledi

MHP ile İyi Parti Kavgası
İki yapının mensuplarını yakından tanıyan biri olarak hükmüm, aslında bu iki parti veya kesin, yani MHP ile İyi Parti arasında esasta bir fikir ayrılığının olmadığıdır.
Evet, bu hususun altını ısrarla çiziyorum: MHP ile İyi Parti arasındaki çekişme ya da kavga, fikir değil liderlik eksenlidir.

Sarayın Bozkurtları, Sabahattin Önkibar (Sayfa 22)Sarayın Bozkurtları, Sabahattin Önkibar (Sayfa 22)
Abdullah SAFİDEMİR, bir alıntı ekledi.
24 May 04:37 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Üretim çeşitleri ve kapasitesiyle Türkiye'nin kağıt sanayinin gelişiminde liderlik görevini üstlenen SEKA, 2005'te zarar ettiği gerekçesiyle İzmit Büyükşehir Belediyesi'ne devredildi.

Cumhuriyet Ekonomisinin İlk Mucizeleri, Şafak Altun (Sayfa 35)Cumhuriyet Ekonomisinin İlk Mucizeleri, Şafak Altun (Sayfa 35)
Recep Yıldırım, Sineklerin Tanrısı'ı inceledi.
23 May 11:47 · Kitabı okudu · 30 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitabın kitap yurdu açıklamasında da belirtildiği gibi Mercan Adası kitabına benzetilebilir. Ama mercan adası kitabındaki gençler adada İngiltere krallığının bir örneğini kurarken, Sineklerin Tanrısı kitabında tam tersi, adayı yakıyorlar ve 2 kişiyi öldürüyorlar. Karakterler çeşitlilik gösteriyor. Ralfh, Domuzcuk, Jack, Simon, Roger isimli ana karakterler mevcut.

Domuzcuk: Akli selim olan, sağlıklı düşünebilen bir karakter
Ralfh: İyi ve zeki bir çocuk, liderlik vasfı var.
Jack: Liderlik özelliği olan ama çevresine zorbalıkla insan toplayan birisi.
Simon: İyiliğin sembolü
Roger: Kötülüğün sembolü

Kitapta verilmek istenen mesaj herkes tarafından farklı anlaşılmaya müsait bence. Benim kitaptan aldığım mesaj, (kitap ikinci dünya savaşından sonra yazıldığı için) kötülük, faşizm, despotizm gibi fikir takımlarına karşılık iyiliği, realizmi savunan ve bu akımların ne kadar makul ve mantıklı olduğu yönünde.


....

Yusuf Turgut, bir alıntı ekledi.
20 May 16:33 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Bakın,” dedi Mallarino, “pusulasını şaşırmış zamanlar yaşıyoruz. Liderlerimiz hiçbir şeye liderlik etmiyorlar ve daha da kötüsü olan biten hakkında bize hiçbir şey anlatmıyorlar. Oradan devreye ben giriyorum. Ben insanlara ne olup bittiğini anlatıyorum. Bizim toplumumuzda önemli olan ne olup bittiği değil, ne olup bittiğini kimin anlattığıdır. Bunu anlatmayı sadece politikacılara mı bırakacağız? Bu bir intihar olurdu, ulusal bir intihar. Hayır, onlara güvenemeyiz, sadece onların versiyonuyla yetinemeyiz. Bize başka bir versiyon aramak düşüyor, farklı çıkarları olan başka insanların versiyonu, hümanistlerin versiyonu. İşte ben buyum, ben bir hümanistim. Ben bir şakaçizer değilim. Ben resimleri yapan kişi değilim. Ben yergici bir çizerim. Elbette ki bunun da kendine göre riskleri var. Çizginin riski toplumsal bir ağrı kesiciye dönüşmesi: Çizilen şeyler daha anlaşılır, daha hazmedilir bir hale dönüşüyor. Onlarla yüzleşmek bize daha az acı veriyor. Ben karikatürlerimin bunu yapmasını tabii ki istemezdim. Ama bundan kaçınmak mümkün mü bilmiyorum.”

İtibarlar, Juan Gabriel Vasquez (Sayfa 55 - Everest Yayınları)İtibarlar, Juan Gabriel Vasquez (Sayfa 55 - Everest Yayınları)

Liderlik.
Lider olsam bu ülkeden iki şeyi kaldırmaya çalışırım. İnanca saygısızlık, düşünceye pranga.

sleepsleeslesls, bir alıntı ekledi.
17 May 11:49

liderlik çatışmasının gelmesi kaçınılmazdı. Buck bunu istiyordu. istiyordu çünkü onun doğası böyleydi, çünkü o adlandırılamaz,anlaşılamaz gurur duygusuna ; son nefeslerine kadar köpekleri canla başla çalıştıran, cazibesiyle onları kendine bağlıyarak koşumlar içinde ölüme bile neşeyle gitmelerini sağlayan, koşumlardan tamamen koparıldıklarında kalplerinin kırılmasına neden olan zorlu yolların gururuna iyice kaptırmıştı kendini.

Vahşetin Çağrısı, Jack London (Sayfa 33 - kültür yayınları)Vahşetin Çağrısı, Jack London (Sayfa 33 - kültür yayınları)