ne hatırlıyorum,biliyor musun ağabey? dedi.bir gün rahmetli annemle tartışıyordum: "seni dinlemek istemiyorum," diye bağırıyordu...sonunda şöyle dedim ona: " beni anlayamazsınız anne,ikimiz ayrı kuşakların insanlarıyız çünkü." bu sözüme çok gücendi,bense, "ne yapayım," diye düşünmüştüm, "ilaç acıdır,ama gene de yutmak gerekir." işte sıra şimdi bize geldi,çocuklarımız onların kuşağından olmadığımızı söyleyecekler bize ve biz bu acı ilacı yutacağız.
eskiden,daha doğrusu,yakın zamana kadar memurlarımızın rüşvet aldığından,yollarımızın olmadığından,ticaretimizin kötü yürütüldüğünden,hukuk sistemimizin kötülüğünden yakınıyorduk...oysa sonra anladık ki,toplumsal yaralardan söz etmek boşuna zaman kaybetmekten başka bir işe yaramıyor,bizi yalnızca bayağılığa ve ukalalığa götürüyor;gördük ki,toplumun önderleri ve suçlayıcılar denilen aklı evvellerimiz bir işe yaramamaktadır ve bizler boş yere çabalayıp durmaktayız,bir çeşit sanattan,bilinçsiz bir yaratıcılıktan,parlamentarizmden,barolardan,bilmem daha nelerden dem vuruyoruz ama karnımızı doyuracak bir lokma ekmek bulamazken ve en kabasından batıl inançlar iflahımızı keserken,anonim şirketler sırf dürüst insanımız az olduğu için karınlarını,ceplerini tıka basa doldurmaktadırlar;devletin yerleştirmeye çalıştığı özgürlükse hiç işimize yaramamaktadır,çünkü köylümüz,sırf meyhanede içebilmek uğruna kendi kendini soymaktan mutludur...