Zaman Çarkı finalinden sonra okuduğum Elantris, Brandon Sanderson'ın her kitabında aynı yemeği farklı tabaklara ve farklı baharatlarla sunduğu gibi bir düşünceyi uyandırdı bende. Bu yüzden kitabın başlangıcı ve konusu güzel olmasına rağmen, kitabı okumaya uzunca bir ara vermiştim. Daha sonra okumaya devam ettiğimde verdiğim aranın gereksiz olduğuna ve kitabın çok güzel olduğuna karar verdim. Farklı baharat ve tabak konusuna hala katılıyorum, bugüne kadar okuduğum bütün Sanderson kitaplarının kalıplaşmış özellikleri Elanstris'de de vardı.
Her şeye rağmen güzel bir hikaye, evren ve karakterleri barındırıyordu. İster istemez Elanstris'i Savaşkıran'la kıyas ediyorum, o da çok güzel bir Sanderson klasiği fakat Elantris'i daha çok beğendim. Başroller Villain gibi gözüküp aslında karakter gelişimini okuduğumuz Hrathen, Veliaht Prens Raoden, Prenses Sarene oldukça başarılı ve kendilerini sevdiren karakterlerdi. Yan karakterlerin hikayeye sağladığı katkılar da oldukça başarılıydı. Diğer Sanderson evrenlerine olan selamlar da çok güzeldi.
"İnsanlar önemli buldukları şeyleri korurlar," dedi Galladon omzunu silkerek." Eğer itiraz edecek idiysen kendini bu kadar yeri doldurulamaz yapmamalıydın.Kolo?"
"Ben ne olduğunu bilmek istiyorum,"diye başladı Omin düşünceler içinde. "Ne oldu, Hrathen ? İmanına ne oldu?"
"İmanım mı?" Diye sordu Hrathen şoke olarak.
"Evet," dedi Omin. Sözleri yumuşak, neredeyse dolambaçlıydı. "Bir noktada imanın olmuş olmalı, yoksa bir Gyorn olacak kadar uzun süre rahiplik yapamazdın. Ama bir yerlerde kaybetmişsin. Vaazılarını dinledim. Mantık ve tam anlayış duyuyorum, kararlılıktan bahsetmeye bile gerek yok. Ama hiç iman duymuyorum ve ona ne olduğunu merak ediyorum."
Kendisini iyi bir eskrimci kabul ederdi; ancak asla bilgiye sahip olmanın, bu bilgiyi başkalarına aktarmaktan tamamen farklı olabileceği aklına gelmemişti.