Elantris bir zamanlar tanrıların şehri imiş... Büyünün, gücün, ışığın zirvede olduğu .. Bir zaman oluyor ki o şehri Tanrı Domi yıkıma uğratıyor. Artık çürümüş, kokuşmuş acıyla, açlıkla yoğrulan Elantrianlarla dolu yıkık bir şehir olmuş. Kitap üç baş karakterin anlatımıyla ilerliyor. Prens, prenses, rahip. Yer yer rahipli kısımlarda sıkıldım. Hatta oraları atlama isteği bile duydum ilk başlarda. Ama yılmadan devam etmekti büyüsü.. Mücadele etmek. Buradan yola çıkarak kitabın içerdiği en en güzel mesajın da umut ve mücadele olduğunu söylemek isterim, okurken etkileyici bir şekilde hissediyoruz.
Prens’in acıya dayanıklılığı, şikayetlenmeden sonuna kadar mücadeleyi bırakmaması, iyimserliği, düşünceli oluşu , Prensesin de kendine güveni, sadakati, politikada, eskrimde iyi oluşu, cesareti, boyun eğmeyişi, zekası okurken öyle hissettiriyor ki kitabın sağlamlığı karakterler üzerinden fark ediliyor.
Din uğruna yapılan mücadeleleri, politikayı, saray enrikalarını da birleştirerek okuyucuyu bağlayan, hayal gücü zengin bir kurguyu, komik anları,
karakterlerin yaşadığı mücadeleyi, inancı, umudu derinlere kadar hissetmek istiyorsanız bu yolculuğu kaçırmamanızı önerebilirim.
Arada sıkılmalar, gereksiz ayrıntılara boğulmalar, isimlerin yoğunluğundan karıştırmalar meydana gelebilir söylemeden geçmeyim . Puan kırmamın sebeplerinden biri bu ayrıntılardı. Diğeri de bazı karakterlerin yaşamını sorgulamak , detaylı tanımak istedim . Onların kitap boyunca az bahsedilmesi ve detaylı bilgilerin verilmemesi, soru işaretleri bıraktı kafamda . (0.5 şeklinde kırdım puanları :))) Bence kitabın 2.si olmalı.
Elantris kurtarılacak mı? Okurken bunu düşünmenin verdiği heyecanla sayfaları çevirmek ayrı bir zevk.
Bu arada Elantris, yazarın yazdığı ilk kitabı imiş. Acemilik vs hiçbir şekilde