(Dikkat:bol bol spoiler içerir.)
Söze kitabı okumayı ertelediğim için kendime kızarak başlamak istiyorum.
Harikaydı... Bu sene okuduğum kitaplar açısından beni en çok etkileyenlerden ve sonunda ağlatan ilk kitap buydu. Galiba ağlayacağımı bildiğim için erteliyordum ama yine de keşke önce okusaydım ama sonuç olarak buradayım :D
Kitabın ikinci şanslar üzerine kurulu olduğunu bilerek başladım. Ryle'nin başrol erkek olmadığını biliyordum. Ama aslında bu cümle tam olarak doğru sayılmaz. Çünkü Ryle'de başroldü yalnızca baş erkek o olamadı. Başrol erkek olan Atlas kitaba oldukça sonra dahil oldu, o yüzden bir yerde acaba Lilly hafızasını kaybetti ve Ryle aslında Atlas mı diye düşündüm :D Fakat sonra Atlas ve Ryle'nin farklı yaşlarda olduğunu düşünüp vazgeçtim (ki öyle de değildi). Baş erkeğin Ryle olmadığını bildiğim için, ne zaman hikayeden çıkacak diye bekliyordum aslında. Hem Lilly'le aralarındaki aşk (birbirlerini gerçekten seviyorlardı) hem de Atlas'ın hikayeye çok hafif bir şekilde dahil olması, Ryle'nin Lilly' vurduğu o ilk sahnede şok olmamı engelleyemedi. Bu sefer yeniden ne zaman Atlas'ın dahil olacağını bekler oldum. Lilly'nin en zor anında ona destek oldu fakat yine beklentimi karşılamadı. Fakat kitap yinede harikaydı. Çünkü Lilly'nin Ryle ile ilgili yaşadığı ikilemleri, Alysson'ın Ryle'nin kardeşi olmasına rağmen Lilly'le verdiği öğütler, Lilly ve annesinin arasında geçen diyalog oldukça etkileyici, akıcı ve çok duygusaldı. Lilly'nin boşanma kararını açıkladığı sahne de oldukça duygusaldı.
Lilly'i çok sevdim. Atlas hakkında ise, her ne kadar sonunda birlikte olsalar da beklediğim kadar çok sahneleri yoktu. Yine de harika bir karakterdi ve tam manasıyla gerçek olamayacak kadar kusursuzdu. Lilly'nin söylediği gibi ilk başta sevgilisi olduğunu söylemeseydi belki de