Keşke bütün kadınlarımız maddi kaygılardan uzak, kendilerini çalışmaya mecbur hissetmeden iş hayatında olabilseler. Çalışmaya mecbur olmak kadının kaygı düzeyini çok arttırır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Genellikle kadınlar, iyi gitmeyen bir evlilik içinde kendisini yok ediyor. Eşine kafayı takmış olan kadın onu takip etmekten yoruluyor, tükeniyor. O erkekler, iyi çocuklar yetiştirmenin sırrının eşini mutlu etmekten geçtiğini henüz anlamamış olabilir. Sevgisini nasıl göstereceğini bilemiyor olabilir. Kötü yetiştirilmiş olabilir. Böyle görmüş olabilir. Değerlerden yoksun, Allah korkusu olmayan biri de olabilir. Bunlar için yapabilecek bir şeyi olmayan kadın, maalesef çocuğunu es geçmektedir. Oysa asıl hesabını vereceği çocuğudur.
Kızların okuması, meslek sahibi olması, ekonomik özgürlüğünü kazanması kadının erkeğe karşı zafer kazanması için değil, öncelikle çocuklarını iyi eğitebilmesi, mutlu olabilmesi, sağlıklı ilişkiler kurabilmesi ve ailenin daha güçlü olması için teşvik edilmelidir.
Ne kadar ilginçtir ki bazı kadınlar ataerkillik tanımı içinde görerek eşlerine yapmaktan rahatsız oldukları şeyleri oğullarına hiç rahatsız olmadan hatta zevkle yapabilmektedir...
Bir annenin asıl görevinin ailede mahremiyet ve değerler eğitimi vermek olduğu unutulmamalıdır. Anneler kız ve erkek çocuklarına farklı davranmamalıdırlar. Ezilen kadın farkında olmadan ezecek olan erkekler yetiştirir. Kız çocuklarını erkek kardeşlerine hizmet etmelerine yönelik yetiştirirken ileride aynı şeyleri kocasına yapacak olması (ki onun eşi de annesi tarafından aynı şekilde yetiştirilmiş olacak) ezilmesi anlamına gelecektir.