Kendi öz benliğimizi aramak, kim olduğumuza karar vermek gibi zor bir sürecin altına girmektense, başkalarının "sen busun" diye sırtımıza yapıştırdığı etiketler ile yaşamı devam ettirmek her ne kadar zor olsa da aslında zihnen daha kolaydır.
Ne hesaplaşmalarım bitiyor ne hayallerim. Ne affetmelerim bitiyor ne kırgınlıklarım. Her sabah yeniden sıfırdan başlamak için uyandığım günde ne tembelliklerim bitiyor ne umutlarım.
Suçları sebepler üzerinden değil de sonuçlar ve kimin yaptığı üzerinden değerlendiriyoruz çoğu zaman. Geriye elimizde kalan boş lakırdıdan başkası olmuyor.
Sebeplere bağladığımız her mutluluk objesinin yok olmaya mahkûm olduğunu bilerek ilk adımı atmalıyız belki de. Adımımızı atarken, yazdıkları tüm masalları "sonsuza kadar mutlu yaşadılar" diye bitiren inanların sonsuz mutluluğu asla bulamayacaklarını bildikleri için masallar yazdığını, sonsuza kadar mutlu yaşamanın en az masallar kadar en büyük yalan olduğunu da aklımızdan çıkartmamalıyız.