telefonu kapattı.
göğsünde adını bilmediği bir ağrı vardı. geceyi omzundan atamadı, içinden çıkamadı kendinin. geri dönülmez yolların kenarında bağdaş kurmuştu, karşısında gülüşü yamalı soğuk bir yüz vardı. ağlamak istedi, ağlayamadı.
yarım kaldım zannediyordu, hiç başlamamıştı.
tüm çizgilerini ve her hattını ezbere bildiği bir el, aşina bir yüz ve yarım kalmış birkaç şey. tüm hikaye, hiç başlamadığı yerde bitmişti. omzunda sanki dünya vardı. yutkunabilmenin güzelliğini anımsadı, ağlamak istedi, sahiden ağlayamadı.
sen gittin ve sahiden kimsesizdim. seni her şey yapmak bir hataydı. sen bir hataydın demiyorum ama senin ellerinden bir rab yaratmak hataydı.
pişman değilim, sen bir hata değildin. ben tüm yenilgileri tanırım. tüm düşüşlere aşinayım.
böylesi kusursuz bir hata olamaz, sen bir hata değildin.