Yeni bir yıla böyle bir kitapla başlamış olmak! Öyle güzeldi ki..
Sofi, 15. yaş gününe girmek üzere olan genç bir kız. Bana kalırsa zaman zaman koca bir bilge gibi. Kendisine gelen zarflarla bir yolculuğa başlıyor. Felsefe yolculuğu. Öğrenecek ne çok şey olduğunu fark edecek, çok şey görecek, çok sorgulayacak, çok eleştirecek, çok şaşıracak ve en önemlisi gelen ilk zarfta yazan "Kimsin?" sorusunun cevabını arayacak. Aslında hepimiz bir yolculuktayız bu hayatta. Yıldız tozu muyuz, bir ateşin kıvılcımları mıyız, büyük patlamada dağılıp savrulan kütlelerden meydana gelen küçük 'şeyler' miyiz bilmiyorum. Benim de bundan böyle Sokrates gibi bildiğim tek şey var o da hiçbir şey bilmediğim. Bu yüzden kitabın kapağını her gün kapatırken kendime, oku, daha çok oku daha çok bil, daha çok araştır, araştırdıklarını daha çok sorgula dedim. Kim olduğunu, neden varolduğunu, varoluşundaki amacı bil, -şu ya da bu, bir zamanlar yoktan mı varolmuş olmalıydı yoksa hiçbir şey yoktan varolamaz mıydı- ve bana kalırsa varolan her şeyin ardında bir neden, her nedenin ardında da bunu sorgulayacak olan insanın kendi dünyasının filozofu vardı. Bizi boşlukta dolaşmaktan, geçmişinin hesabını yapamayacak olandan, günübirlik yaşamaktan, beyaz bir tavşanın tüylerinin dibinde sıkışıp kalmış olmaktan kurtaracak olan okumak, daha çok bilmeyi istemek, sorgulamaktı. Yeni bir yıla Sofi gibi kim olduğumu düşünerek girmiş oldum. Albert Knox'un -Sofi'ciğimizin biricik felsefe öğretmeni- Sofi'den beklentisi dünyayı hazır, verildiği gibi kabul edenlerden biri olmaması. Umut ediyorum ben de böyle olabilmeyi başarırım. Ama her şeyden önemli bir şey var. KİMSİN?
Kitaptan bir alıntı ile devam edecek olursam; -Aynı mekanda olan iki insan bu mekanı çok farklı biçimde algılayabilirler. Çünkü çevremizi algılarken buna