Tarihler adını andığı zaman
Sana hak verecek ey koca Sultan
Bizdik utanmadan iftira atan
Asrın en siyasi Padişahına
Padişah hem zalim, hem deli dedik İhtilale kıyam etmeli dedik
Şeytan ne dediyse "belî" dedik
Çalıştık fitnenin intihabında
Divane sen değil meğer bizmişiz
Bir çürük ipliğiyle hülya dizmişiz
Sade deli değil, edepsizmişiz
Tükürdük atalar kıblegahına
Bu çalışmaları hızlandırmak için Siyonistlerin lideri Teoder Herzl , Sultan Abdülhamid'e bir teklif iletti. Ondan toprak talebinde bulunarak, Filistin'de bir Yahudi devleti kurmak için müsaade etmesini istediler. Buna mukabil de Osmanlı bütçesinin üç misli para teklif ettiler ve devletin bütün borçlarını ödeyeceklerini arz ettiler. Bu hadsiz isteğe karşılık olarak Sultan Abdülhamid Han tarihimize altın harflerle geçen şu cevabı verdi: "Ben bir karış dahi olsa toprak satmam. Zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim, bu devleti kanlarını dökerek kazanmış ve yine kanıyla mahsuldar kılmıştır. Ecdadımın kanıyla alınan yer parayla satılamaz."
Çanakkale'nin düşmesinden korkan İttihatçılar Talat Paşa'nın başkanlığında Beylerbeyi sarayına gidip II. Abdülhamid'e İstanbul'dan Konya'ya gitmesi gerektiğini teklif ettiklerinde Sultan: "... Ancak endişeleri tamamen yersizdir. Eğer dokunulmamış ise, ben zamanında Çanakkale'yi fevkalade tahkim eylemiştim. Oradan hiçbir donanmanın geçmesi mümkün değildir..."
Ne acıdır ki Çanakkale Zaferi denilince Enver Paşa'nın ismini zikredenler Abdülhamid Han'dan hiç bahsetmemektedir.
1890 senesinde dönemin komutanlarından Mareşal Asaf Paşa'yı Çanakkale Boğazı'ndaki top ve bataryaları yenilemek için ve boğazı geçilemeyecek derecede tahkim etmek üzere Sultan Abdülhamid tarafından görevlendirilir.
Selahaddin Adil Paşa bu çalışmalar ile ilgili şunları söyler: "Hakikaten büyük kısmı II. Abdülhamid döneminde yapılan yenileme ve güçlendirme çabaları hem düşmana büyük zarar verdirmiş, hem de siperlerdeki asker kaybını en aza indirmiştir."