“seni olmadığın yerlerde bulmaya devam ettikçe bulutlarının şekillerini daha iyi anımsıyorum. ‘senin olduğun şehir beni yaralıyorken olmadığın şehir de beni hiç anlamıyor’ bulutlarını daha önce hiç gördün mü?”
“titrekliğin gitsin diye, senin sevginin uğradığı evleri sırf sen gör diye pencerelerimi saksı çiçekleriyle donatıyorum. bir çiçeğin boynunu okşar gibi konuşan cümlelerini duyumsadıkça fesleğenlerim senin kalbinin ışığında büyüyor. elimle yanaklarını okşadığım bu fesleğenler, ödül olarak bana kokusunu bırakıyor.”
"seni sakladım, seni kendimden dahi sakladım, kendine ulaşıp da yarana tuz basma diye sakladım seni, budadığım dallarımla yaranı usulca sarmaya çalıştım. kuş sesini duyduğum an, ağrılarının arasından canlı bir şekilde kurtulmuştun. kuruyan köklerime rağmen içimde duran en güzel yaşam belirtisiydin."