Dininizi bile yanlış anlıyor, sürekli korkarak, titreyerek ve inleyerek inanmayı tercih ediyorsunuz. Eğer hakikaten de ruhen yaratıcının çocukları olsaydınız, alnınızı toprağa değdirmez, yüzüstü yere yatmazdınız. Sizler de hayat dağıtır, büyür, zirvelere ulaşmaya çalışırdınız.
Bir de nedensiz yere risk almak için can attığımı hatırlıyorum. Belki de ruh, bu kadar çok duyguyu yaşadıktan sonra durulmuyor, daha fazla heyecan, daha fazla ve güçlü duygular istiyor ta ki sonunda bitip tükenene dek.