Merhaba,
Sana bu mektubu asla göndermeyeceğim. Çünkü bu artık seninle değil, benimle ilgili. İçimde bir şeylerin kapanması gerek. Ve bunu yapabilecek tek kişi de artık benim.
Seni ilk tanıdığım zamanı hatırlıyorum. İçimde kıpırtılar vardı, bir şeylerin başlayacağına dair tatlı bir his. Sonra her şey hızla gelişti, güzeldi. Belki biraz fazla güzeldi. Sana güvendim, sevdim, bekledim. Defalarca kırıldım, ama hep bir umut vardı içimde.
“Belki bu sefer olur” diye.
“Belki bu defa gerçekten önemser” diye.
Ama hep eksik kalan bendim.
Cevapsız mesajlarda, unutulmuş sözlerde, yarım kalan hayallerde...
Sana çok şey söyledim belki, ama en çok söyleyemediklerim içimde kaldı.
Çünkü seni suçlamaktan çok, seni anlamaya çalıştım.
Çünkü bazen sevmek, susmak gibi geldi.
Ama artık anlıyorum: Sevmek susmak değilmiş.
Sevmek var olmakmış. Göz göze, omuz omuza, açık açık…
Seninle bunu yaşayamadım.
Ve artık bunun için kendimi suçlamıyorum.
Seninle geçen zamanları silmiyorum, ama kutsamıyorum da.
İyisiyle, kötüsüyle yaşandı ve bitti.
Ben o zamanki hâlimle seni sevdim.
Ama şimdi o hâlde değilim.
Ve iyi ki değilim.
Beni sevmedin mi, yoksa sevdin de taşıyamadın mı, bilmiyorum.
Artık bilmek de istemiyorum.
Sadece şunu söylemek istiyorum: