Kaza sonucu sakatlanmış ve tekerlekli iskemleye mahkum olmuş bir kadın, salt özrüyle ilişkili olarak algılanır. Oysa sakatlığı yaşamının yalnızca bir parçasıdır. Tekerlekli iskemleye bağlı olsa da her kadın gibi öncelikle kadındır. Tekerlekli iskemlede oluşu bir başkasının sorumsuzca araba sürüşünden kaynaklanıyorsa, telafi bekleyen biz olamayız. Ancak ve ancak onun böyle bir hakkı vardır. Eğer bunu kendimize iş edinir ve başkaları adına intikam almaya kalkışırsak söz konusu kişinin insanlık itibarını zedeleriz.
Cinayet işleyen ya da ciddi bir saldırganlık yahut yaralama veya haksızlık yapan bir kişinin, kurbanıyla arasında, kendi aile bireyleriyle olandan daha güçlü bir bağ oluşur. Bu güçlü bağdan dolayı, zarar görmüş kişi akraba olmamasına rağmen aile sistemine dahil olur ve her sistem üyesi gibi sistemdeki yerini ve hatırlanmasını gözeten kolektif vicdanın etkisi altına girer.
Dizimlerde bağlılık dinamiğinin çift taraflı işlediğini gözlemleriz. Kurban, suçlunun aile sistemine dahil olduğu gibi, suçlu da kurbanın aile sistemine dahil olur.
Bir cinayet işlendiyse bunun açıkça ortaya konup cinayeti işleyenin katil olarak tanımlanması gerekir. Aynı şekilde, eğer biri karısını terk etmişse ya da bir başkasının mirasına el koymuşsa bunların açıkça ortaya çıkarılması gerekir. Kimse bağışlanamaz ya da kendini bağışlayamaz. Her birimiz hareketlerimizden yüzde yüz sorumluyuzdur.
Bir anne, terörist bir gruba üye olan ağabeyine duyduğu sevgiden dolayı onun cezalandırılmasını engellemek isterse, büyük olasılıkla kendi çocuğu dayısının işlediği suçların bedelini ödeyecektir. Denge Yasası yürürlüktedir. Çocuk, ancak dayısının sorumluluğunun ortaya çıkmasıyla rahatlayacaktır.
Hepimiz yüreğimizde hareketlerimizin sorumluluklarını ve bu sorumlulukları bizden başka kimsenin taşıyamayacağını biliriz. Babanızı ya da ağabeyinizi çok seviyor olabilirsiniz ama sevginiz onları sorumluluklarından kurtaramaz. Bunu bilinçle anlayıp kabul ettiğimizde, kolektif yasalara teslim olur ve huzura kavuşuruz. Bu huzur, ailenin “doğru düzen”indeki yerimizi aldığımızda hissettiğimiz huzurdur.