Bir olay, bir kişi veya bir durum nedeniyle üzüldüğünüz vakit, üzüntünüzün asıl nedeni o olay, o kişi veya o durum değil, bir tek içsel boşluk (içsel sessizlik ve sükunet, içsel derinlik) alanının temin edebileceği gerçek perspektifi kaybetmiş olmanızdan kaynaklanmaktadır. Siz nesne bilinci içinde sıkışıp kalmışsınızdır ve içinizdeki zaman üstü olan boşluk bilincinin farkında değilsinizdir.
“Üzüntüm, asla sandığım nedenden dolayı değildir.”
Geçmiş ve gelecek anlar bile sadece onları hatırladığınızda vardırlar ve siz bunu var olan tek anda, yani şimdiki anda onları düşünerek veya olmalarını bekleyerek yaparsınız.
Şimdiki an bir engel olarak görüldüğü müddetçe, sorunların sonu gelmez. Hayat veya Şimdi şöyle der: “Ben, olmamı istediğim gibi olurum. Sana, bana davrandığın gibi davranırım. Beni bir sorun olarak görürsen, ben de senin için bir sorun olurum. Bana bir engel muamelesi yaparsan, ben de senin için bir engel olurum.”
Ego için, şimdiki an olsa olsa hedefe ulaşmaya yarayan bir araçtır. Sizi daha önemli olduğu varsayılan gelecekteki bir an’a taşır, ama aslında gelecekteki o an, size sadece şimdiki an olarak gelebilir. Yani, SİZİN KAFANIZIN İÇİNDEKİ BİR DÜŞÜNCEDEN ÖTE BİR ŞEY DEĞİLDİR. Başka bir deyişle, sürekli olarak başka bir yere gitmeye çalışmakla meşgul olduğunuz için, hiçbir zaman tam anlamıyla burada olamazsınız.