Güven, ince bir buzun üzerinde çıplak ayakla yürümeye benzer. Hissettiğiniz soğuğa rağmen tedirgin adımlarla devam edersiniz. Islaklık sizi rahatsız ederken tek amacınız düşmemektir; çünkü bilirsiniz, düştüğünüzde ya siz kırılacaksınız ya da bastığınız o buz.
Şarkının ilk dörtlüğünü söylerken sesimin gittikçe kırıldığını hissettim. Kendimden başka tek bir ses bile duymuyordum. Gözlerimi kapatarak nakarata girdim.
‘Ne hale düştüm şimdi
Gözyaşlarım anlatır.
İnsanlar gibi farklı parçalar olduklarında onları tanımak zor oluyordu. Parçaları birleştirip tüm resme uygun olup olmadıklarını tek tek denemek gerekiyordu. Kimisi resme uygun değilken kimisi yerini bulmanın rahatlığıyla yerleşiyordu. Ama en kötüsü ise uygun olduğunu düşünüp zorla birleştirmeye çalıştığınız parçanın bir ucundan kırıldığını görmekti. Bazen o kadar kör oluyorduk ki bizim için uygun olmadığını fark etmemize rağmen insanları hayatımıza zorla yerleştirmeye çalışıyor, bir ucundan kırılıyorduk. Elimdeki parçaları yerleştirmeye çalışırken hayatıma daha fazlasıyla uygun olduğunu düşündüğüm insanların beni kırdığını düşünerek biraz zaman geçirdim
‘Hiçbir şey bilmiyordu. Ne kadar yalnız kaldığımı, yıllardır her daim yanında olan arkadaşımı kaybetmenin ruhumda bıraktığı izlerden haberdar değildi.’