LK

LK
@liwaysderler
1 okur puanı
Nisan 2023 tarihinde katıldı
Sessizlik: Gürültüyü en çok duyduğum yer. İnce bir sızının vızıltısı gibi. Derinden bir yerlerde boğuk, soğuk bir yankı. Geçmiş, artık sessizleştiğini sandığınız ama aslında ağzını konuşmasın diye bantlandığımız, bugünün eli kolu bağlanmış rehini. Gerektiğinde aleyhimize kullanmak, gerekmediğinde görmezden gelemek için. Sessizlikte verdiğim tüm savaşları hatırlıyorum. Hani olur ya bir ses duyar gibi olursunuz, o an başka bir ses daha vardır ve biz o sesi dana iyi duyabilmek için diğer sesleri sustururuz. Sessizlik de böyle benim için. Bir şeylerin bir şeyler konuşabilsin diye sustuğu yer. Bir gürültüye tahammül etmenin en kolay yolu dinlemeyi öğrenmektir, yasla başını omzuma. Dinle benimle.
Reklam
Gidenler bizden hep bir parça götürürler. O parçanın yerinde derin izler kalır. Herkesin bir yara izi vardır, kimseye dokundurmayacak kadar güzel olan. Baktıkça nefes alabiliyor olmanın kıymetini anlamanı sağlayacak bir yara izi. Bu izlerle yaşamaya alışırsın. Bir sabah belki gün doğarken baktığında dışarı, yaşamayı yeniden sevebilirsin ve bir gün elbet birileri o yara izlerine dokunur. Acın da biraz olsun hafiflemeye başlar
Hayat bazen bitti, dediğin anlarda yeniden başlar. Önüne dizilir, yaralarını sarmaya vaktin olmadan yeni bir savaşa girmek zorunda kaldığın zamanlar. Seç, der birini ama her seçim beraberinde getirir bir vazgeçişi. Sitem edemezsin çünkü hayat zaten sana yüzünü hiç dönmemiştir ki... Yardım eli beklerken aldığın tek destek o toprak, parçalayan dizlerini. Her varoluş yok oluşuna dönmek ister çünkü parçalanan dizlerin, gözün toprağa dikili ve daha ödenmemiş biçare hayatın bedeli. Vardığında tepeye, hayat der ki, "Her şey boşunaydı, in şimdi geri." Kendi kanıyla suladığı toprağı kim öyle kolayca yok sayabilir? Ve işte insanın içinde cennet çiçekleri böyle böyle yeşerir.
Olduğum insana bazen kendimden uzaklaşarak bakmayı deniyorum. Dışarıdan kendimi izlediğimde, ne kadar büyürse büyüsün bir zamanlar orada küçük bir çocuğun yaşadığını hatırlıyorum. Bir çocuğa ne olursa olsun kızamazdım. O yüzden kendime de her zaman için aynı hassasiyette yaklaşmayı diliyorum. Hala en sevdiğim renge tam karar veremedim. En sevdiğim şarkıyı, en sevdiğim kitabı da öyle. Kışın doğdum ama bazen yaz mevsimini seviyorum mesela. Bazen de ilkbaharı sevdiğimi söylüyorum. Bu hafta nedense kış daha çok hoşuma gidiyor. Sonbaharı genel olarak sevmiyorum. Ama yarın bu da değişebilir. Aşık olduğun zaman sevdiğin kişinin sevdiği şarkıları da öğrenmek ve sevmek gibi. Sonra da belki unutmak ve tekrardan yeni şarkılar öğrenmek. Bu yüzden kendime hatırlatmak istiyorum: kafka'nın romanında, o kişi dönüştüğü şeyi pek sevmemişti belki ama başta her ne kadar sevmese de bazen daha iyi bir versiyonumuza dönüştüğümüz değişimler de vardır. Bu yüzden değişmekten asla korkmamayı, hayatın her rengini görmeyi ve sevmeyi diliyorum. Bundan sonrası için de.
Kendini bulma yolunda yalnizsin ama kendini bulmaya calisan digerlerinin arasindasin ve bu yolculukta kendi anlamini kendin bulmak zorundasin. Baslamanin bir anlami varsa bitisi goze almak, bitisin bir anlami varsa baslangici olmak degil midir? Yasami duz bir cizgide tutmak tukenmektir. Yasamak zorunda oldugumuz onca yili aykiri uclar arasinda gezdirip gecirmedikce, aliskanliklarin sinirini asmadikca zaman zaman, yasamak nasil yenilik olur? ölümün hayattayken de gerceklesebildigini anladigimiz o tek anin icinde ayaga kalabilmek dilegiyle...