"Tamamen cinsel olduğu için akılcı estetik cevaplardan aciz ve bütünüyle maddiyatçı ve obur olan eril, dünyaya "Büyük Sanat" eziyetini yaptığı yetmezmiş gibi, manzarasız şehirlerini, (içi ve dışı) çirkin binalarla, çirkin dekorlarla, reklam panolarıyla, otobanlar, arabalar, çöp kamyonları ve en önemlisi kendi kokuşmuş benliğiyle süslemiştir."
"Gerçek sanatçı, kendine güvenen, sağlıklı dişidir ve dişi bir toplumda tek Sanat, tek Kültür birbirlerine ve evrendeki başka her şeye haz veren cesur, korkusuz dişiler tarafından oluşturulacaktır."
"Doğru ile yanlışı birbirinden ayırt edemeyen, kendini ötekinin yerine koyma becerisi ile açığa çıkan vicdan gücüne sahip olmayan ...
Varolmayan benliğine inanç beslemeyen, mutlaka rekabetçi ve doğası gereği yardımlaşmaya kapalı olan eril, kendisine yol gösteren ve onu denetleyen, dış dünyadan gelen bir yardıma muhtaçtır."
"Toplumun en gerici kesiminde, yani babanın hükümranlığını sürdüğü, insanlığın tortusu, "ayrıcalıklı, eğitilmiş" orta sınıfta, kadınların hayvanlar kertesine indirgenmeleri o raddededir ki, doğum sancılarından zevk almaya çalışıp dünyanın en gelişmiş ulusunda, yirminci yüzyılın ortasında bebekler memelerini çiğneye çiğneye yatarlar. "