Kısacası, irade, karşıya çıkan seçeneklerden birini seçmedir ya da seçebilme gücüdür. İradesi olan bir seçim yapar; onu ya da bunu, şu yönü ya da bu yönü, şu biçimde ya da bu biçimde, olumlu ya da olumsuz doğrultuda seçer.
Ne var ki, Kur'an ayetlerinin, hiçbir yoruma yer kalmayacak biçimdeki açık anlatımlarına göre, insanın böyle bir seçim yapabilmesi, Tanrının iradesine, Tanrı'nın dilemesine bağlıdır.
Elea Okulu'nun en eski filozofu Xenophanes: "Ethiob'lu (kara) bir adam, Tanrı'yı KARA sanır, Bir Trakyalı MAVİ GÖZLÜ görür. Öküzler ve atlar da bir Tanrı düşünebilselerdi, kendi birimlerinde görürlerdi.
Bütün bunları, yani Tanrı'nın Kur'an'daki biçimini, kafalarındaki Tanrı kavramına uygun bulmayan, yorumcular, kelamcılar ve İslam hukukçuları, kendi görüşlerine uydurmak için sözleri, sözcükleri gerçek anlamlarının dışına çıkarıp yorumlar yaparlar.
. ...Örneğin: İnsan görür, işitir; Bu Tanrı da görür, işitir. İnsan konuşur; Bu Tanrı da öyle... İnsan gelir, gider; Bu Tanrı da... İnsan kızar, öfkelenir; Bu Tanrı da... İnsan öç alma yoluna gider; Bu Tanrı da... İnsan yatışır, düşünür, acır, bağışlar; Bu Tanrı da... İnsan gibi efendidir (Rabb), "kral"dır (Melik), "ev"i (Kâbe...), "tahtı, sarayı" (ARŞ) vardır. Güçlüdür kimi insan gibi (Aziz). "Ezici"dir (Kahhâr), "zorba"dır (Cebbâr), "sevecen"dir (Vedūd)... Dost, düşman edinir...
Biçimi de İnsan gibidir Bu Tanrı'nın:
İnsan gibi yüzü vardır. Birçok ayette, Tanrı'nın "vech"inden, yani yüzünden söz edilir.(Bakara Suresi, 115.ayet) "Elinden", iki elinden söz edilir. Âdem için "iki elimle yarattım" diyor. (Bknz, Sâd Suresi, 75.Ayet)....