Mademki öleceğiz, o halde insan gibi, insana yakışır biçimde, hiçbir şeyin kölesi olmadan, hiçbir şeyin esaretine ve yoksunluğuna düşmeden, gösterişten, şan ve şöhret kaprisinden uzak, ölüm gerçekliğini unutmadan, yaşamı onurlandırarak bir hayat sürebilmiş olmak gerekir.
Tıpkı diğer stoacılar gibi Aurelius da “an”ın yaşamaya değer olduğunu düşünür, çünkü canlı olan, yaşayan en gerçekçi an, şu andır. Geçmiş, bir oldubittidir artık. Aklını kullanan insan için geçmişle ilgili kin, kıskançlık ya da pişmanlık hesaplaşması kalmamıştır. İstesen de istemesen de zaten sen artık eski sen değilsindir. İnsan için değişim kaçınılmazdır.