Özgür hareket ettiğim sürece iyi biriyim ve sadece iyilik yapıyorum; fakat koşulların veya insanların boyunduruğunu hissettiğimde asileşirim ya da daha doğrusu huysuzlaşırım ve artık hiçbir işe yaramam.
İyi bir işten alacağım tadın yok olması için, onun benim gözümde bir görev olması yetiyor. O andan itibaren, mecburiyetin ağırlığı, en tatlı zevkleri bile bir yük haline getiriyor.
İyiliğin kendisi de dahil, bütün doğal eğilimlerimizin tedbirsizce ve düşünülmeden toplum hayatına sokulması durumunda, bunlar nitelik değiştirerek, çoğu kez başta yararlı oldukları ölçüde, zararlı da olabilirler.