Suyun büyük miktarda birdenbire buhar olduğu tuzlu bir göldü sanki hayat; geriye yoğun bir tuz tabakası kalmış da şimdi vücutlarımız bu yüzey üzerinde güçlük çekilmeden sürükleniyordu.
Belki de öteki çocuklar kendilerini anlamak ihtiyacını duymuyorlardı. Onlara gerçek yaradılışlarını olduğu gibi göstermek olanağı tanınmıştı; ben ise hep belirli bir rolü oynamaya kendimi zorlamak durumundaydım.
Artık yaşamak gerektiğinin baskısını duydum içimde. Yaşanacak hayatımı yaşamalıydım. Baştan aşağı maskaralıktan başka bir şey olmasa da, gerçek hayatımla hiç ilgisi bulunmasa da, artık başlamanın ve çaresiz ayaklarımı harekete geçirmenin zamanı gelmişti benim için.