Güzel Yaşam Kılavuzu’nu kitapçıda gezinirken gözüme çarptığı için satın aldım. Kitap, nasıl güzel yaşanacağını Stoacıların yaşam felsefesi ile anlatıyor. Daha önce, birer Stoacı olan Seneca’dan ve bir zamanlar Roma’yı yönetmiş olan Marcus Aurelius’tan bir şeyler okuma fırsatım olmuştu. Bu yüzden sevebileceğimi düşündüm.
Dört kısma ayrılmış olan Güzel Yaşam Kılavuzu’nun ilk kısmında kısaca Stoacılığın tarihinden bahsediliyor. Yunan Stoacılığıyla başlayan anlatı, Roma Stoacılığıyla devam ediyor. Bu bölümlerde Seneca, Epiktetos, Zenon, Marcus gibi önemli isimlerin düşünce ve yaşayış biçimleriyle ilgili bilgiler yer alıyor. Bu yaşam felsefesinin amacının dinginliğe ulaşmak olduğunu anlıyoruz. Bu dinginliğe nasıl ulaşacağımız ağırlıklı olarak sonraki kısımlarda anlatılıyor.
İkinci kısım, bize bir takım psikolojik tekniklerin aktarıldığı kısım. Tekniklerden biri olumsuzu canlandırma. Başımıza gelebilecek kötülükleri (sevdiklerimizi kaybetmek, yoksullaşmak, ölüm vb) zaman zaman düşünüp taşınmanın hayatımızın genelini ne kadar olumlu etkileyeceğine beni ikna eden bir yöntem oldu. İkinci kısmın devamında okurken mantıklı bulduğum ve hayatıma entegre etmenin -bir Stoacı olmayı seçmesem dahi- benim için faydalı olabileceğine inandığım bir diğer şey ise üzerinde tamamen kontrol sahibi olduğumuz şeyler, üzerinde hiçbir kontrolümüzün olmadığı şeyler ve kısmen kontrol sahibi olduğumuz şeylere dair yapılan sınıflandırmaydı. Tamamen kontrol sahibi olduğumuz ve kısmen kontrol sahibi olduğumuz şeyler üzerine yoğunlaşma ve elimizde olmayan şeyler için içimizde oluşan kötü duyguların mantıksız olduğunu anlamakla beraber yok oluşlarını izleme fikrini sevdim ve benimseyebilmeyi umuyorum. Ayrıca anlatılan önemli bir kısmı yazarın örneğiyle açıklamak istiyorum: Bir tenis maçını kazanmak