Turnalar Güneye Uçarken’i kabataslak ifade etmek istersek eğer, eşine özlem duyan bir kocayı, bir baba ile oğlunun son zamanlarını anlatıyor diyebiliriz ancak roman yaşlanmış bir bedenin son anlarından ziyade Bo’nun eşi Fredrika ile anılarıyla gözünü açıp kapamasını, köpeği Sixteen’e olan bağlılığı, oğlu Hans ile olan yer yer çatışmalarını, Bo’nun anne ve babası ile olan ilişkisini ve söylemek isteyip söylemediği, sesini çıkartmak isteyip sessiz kaldığı bir çok anıyı içinde barındırıyor.
Kitap sakin bir dinginlikte ilerliyor. Detaylı olaylar bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz ancak yaşlı Bo’nun pişmanlıklarını, sevinçlerini ve eşine olan özlemeni okumak isterseniz kesinlikle tavsiye ediyorum.
Ve son olarak Bo seninle gurur duyuyorum pişmanlıkla bize veda etmediğin için!