İnsan sınır koymayı, hayır demeyi, benlik bütünlüğünü korumayı ancak anne ve diğer bakım verenler ona akılcı sınırlar koyduğunda, tabiri caizse burnunu sürttüğünde öğrenir. Ve tabii kendi sınırlarını araştırmasına, bağımsızlaşmasına, ayrışmasına izin verilirse.
Sınır konulmayan çocuk güvensiz hisseder, hareket alanını genişletme ve bir şeyleri ele geçirme çabasını hiç durmadan sürdürmek zorunda kalır. Bu çocuk için hem yorucu, tüketici, hem de kaygı ve korku vericidir.