“... ölüm, bizden öteye dönük olan, bizim aydınlatamadığımız yüzüdür yaşamın... Gerçek yaşam biçimi her iki bölgeye uzanır, en büyük kan dolaşımı her ikisi boyunca... (...) Yapılması gereken, burada bakılmış, dokunulmuş olanı, o da geniş, o en geniş çemberin içine almak. Gölgesiyle yeryüzünü karartan bir öbür dünyaya değil, bir bütüne, bütünün kendisine... Evet, bizim ödevimiz bu gidici, dayanıksız yeryüzünü öyle derin, öyle acıyla, tutkuyla kavramak ki, onun özü ‘görünmez olarak’ bizde yeniden dirilsin. Bizler görünmezin arılarıyız.”
M. Blanchot, Rilke
AH Tanrı'm, herkese kendi ölümünü ver.
Ölmek, sonu olsun ki öyle bir hayatın,
içinde sevgi olan anlam ve keder.
ÇÜNKÜ biz yalnızca kabuk ve yaprağız.
Herkesin içinde taşıdığı ölüm ise
meyvedir ve döner her şey onun çevresinde.