• Onlara hayatın tuhaf bir hediye olduğunu anlatmaya çalıştım. Başlangıçta bu hediye fazla abartılır: Sonsuz yaşama şahit olduğu sanılır. Sonra verilen değer azımsanır, küçümsenir, herkes ona berbat der, kısa bulur, ondan kurtulmaya hazır gibidir. Sonunda anlaşılır ki hayat bir hediye değil emanettir. Ödünç verilmiştir. O zaman herkes onu hak etmeye, layık olmaya çalışır.
• En ilginç sorular soru olarak kalır. Bir gizem taşırlar. Her cevaba bir ‘belki’ eklemek gerekir. Hayatta sadece faydasız soruların kesin cevabı vardır.
• öleceğini anladın çünkü sen çok akıllı bir çocuksun. Ama yalnızca senin ölmeyeceğini anlamadın. Herkes ölür. Ailen bir gün ölecek. Ben bir gün öleceğim.
• “İnsanlar ölmekten korkuyorlar çünkü bilinmeyenden çekiniyorlar. Gerçekten de şu bilinmeyen nedir? Oscar, sana korkmamayı ancak güvenmeyi öneriyorum.”
…
“Peki Rose Anne, korkunca güvenmeye çalışacağım.”
….
“Bilinmeyenden korkmuyorum. Aslında bildiklerimi yitirecek olmam canımı sıkıyor.”