• Siteyi yine çok aktif kullanmadığım bir dönemde anasayfada gezerken Aykut'un imza günü iletisini görmüş ve geleceğimi belirterek altına yorum yapmıştım. O imza günü sayesinde tanışmış ve ben de bu kitabı elde etmiş oldum. Güzel bir tesadüf oldu gerçekten benim için. Çay için bir kez daha teşekkür etmiş olayım :D
    Kitabı gelecek olursak yazar alınmasın lütfen söyleyeceğim şeye, ki kendi de kabul eder bu durumu diye düşünüyorum.
    Wattpad Edebiyatının revaçta olduğu bir dönemdeyiz. Benim ön yargım bu kitabında bu kategoride olacağını yönündeydi. Ama öyle olmadığını gördüğümde Edebiyatımız adına sevindim. Klasik bir konusu var kitabın bu yüzden yaptığı çağrışımda bu yönde oluyor. Hakkını vermek gerekir, yazarın anlatım dili bu klasik ağırlığı kaldırabilecek bir kapasiteye sahip. Vermek istediği mesajı en direkt şekilde verirken, naif bir kaleme sahip olduğunu da görebiliyoruz.
    (Zaten tanıştıktan sonra da bunu anlamıştım :D)
    Baran Ağa karakterinde kötülüğü, Elif karakterinde çaresizliği, Çeto karakterinde yalakalığı, Halil karakterinde arada kalmışlığı, Sabri karakterinde iş bilirliği, Mustafa Öğretmen karakterinde ise kitabın sunduğu çözüm yollarını görüyoruz.
    Anlaşılır, sade bir kitap olmasının yanında, Türkü hikayeleri var ki yer yer hüzünlendiriyor yer yer gülümsetiyor. Bu hikayelerde güzel bir anlatımla ortaya konmuş yine. Gerçekten beğendiğim, sevdiğim, düşündüren bir kitap oldu. Genç yaşına rağmen gelecek görmek mümkün yazarımızda. Son olarak kendisine kitabın bir bölümünde geçen bir türküyü sorup, ''Madımak olayına mı atıfta bulunmak istedin?'' diye sorduğumda tahmin ettiğim gibi ''Evet'' yanıtını aldım. Bu yönleriyle de ufak bir toplumsal eleştiri yönü var. İncelemeyi o türküyle bitirmiş olayım yine, çünkü hikayeler beni ciddi anlamda etkiledi... :)

    https://youtu.be/OW1pr5OaM-s
  • Metin Altıok..Madımak Katliamında ölen güzel insanlardan yalnızca biri..
    Kitap hakkında fazla söyleyecek bir şey bulamıyorum. Tek solukta okudum. Hüznü bazı yerlerde öyle hissediyorsunuz ki(en azından ben hissettim)
    Şiir severlerin okuması gerekiyor..
    Sözlerini Metin Altıok'un yazdığı, Sezen Aksunun ise o muhteşem seslendirmesini bırakıyorum dinleyen olur belki..
    https://youtu.be/zdngjh5cy5E

    Ve son olarak demek istiyorum ki; “O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler.  Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.”
  • Sorsan ikimizde mutluyduk, lâkin soran olmadı..
    Ve sanırım Madımak otelinde ki 36. ıncı kişi benim, çünkü ozanlar, düşünürler, sanatçılar ve en çok ta şairler genç yaşta ölürmüş..
    Neyse ölünün arkasından konuşulmaz, en iyisi sen unut beni..
    Ne olur tereddüt etme bu konuda, bilirsin unutmanın yaşı yok; yaş ı unutulanda olur hep zaten..
    Çıkmaz da artık sesim soluğum, şüphen olmasın son nefesimde az sonra vurulur çıkmaz bir sokağında..
    Kan değil de şiir akar oluk oluk, korkma sakın pisletmem ortalığı; şiirlerimi alıp Sırat Köprüsünden dökerim geçerken..
    İçin geçer benim gözlerim kapanır belki, ama söz sen geçerken saatler, geçer giderim bende heves gibi..
    Esnemeni duyar duymaz hem de, bilirim çok dinlersem sersem eder varacağım yere adım atan ayakları..
    Hemen sonra kayarım dümdüz, o an ne dilek tutulur ne de kabul olur avuçlarımda yetim kalan dualar..
    Ve gördüm ki; tekerleğin icadından sonra kısa sürer olmuş arkadan sallanan tüm eller..
  • Behçet Aysandüello

    Behçet Aysan 1949 yılında Ankara’da doğmuş.Selimiye Askeri Ortaokulu ve Kuleli Askeri lisesinde okumuş.1968 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine askeri öğrenci olarak girmiş.1971 yılında siyasi nedenlerde tutuklanmış.Cezaevinden çöktükten sonra çeşitli işlerde çalışıp tıp eğitimini tamamlamış,psikiyatri ihtisası yapmış.İlk şiiri 1979 yılında Türk Dili dergisinde yayınlanmış.Düello adlı bu şiir kitabında bütün şiirleri,

    Karşı Gece,Eylül 1983,Yeni Türkü Yayınları
    Sesler ve Küller,Nisan 1984,Varlık Yayınları ve 1984 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödüllü
    Eylül,Mart 1998,Hacan Yayınları,1986 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü almış.
    Deniz Feneri,Mart 1987,Puhu Yayınları,1987 Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü almış.
    Kitabın son sayfalarında ise kitaplara girmemiş şiirleri var.

    Behçet Aysan ne yazık ki(şu satırları yazmak içimi öyle böyle acıtmıyor,bu acının tarifi Yok) 1993
    yılında Sivas katliamında Madımak otelinde gerici yobazlar tarafından yakılarak...

    DÖNMEYECEK OLANA ŞARKI

    bir gün çekip gideceğim ben bu şehirden
    geride hiçbir anı bile bırakmadan
    bindiğim trenler belki hiç bilmeyecek
    bir küçük istasyonda nasıl indiğimi
    yağmurlu bir gece hangi istasyonda
    yitik yıldızlara bakacaksın ardımdan.

    ne kadar acı varsa bırakacağım
    söylenmemiş sözlerle yalan aşkları
    paslı zincirleri,mahpus türkülerini
    kara bir sis gibi çöken umutsuzluğu
    bir gün çekip gideceğim ben bu şehirden

    kitaplarım,şiirlerim bekleyecekler
    yürüdüğüm sokaklar bekleyecekler
    her sabah selam verdiğim akasya
    her sabah selam aldığım taş duvar
    ve uçsuz bucaksız bu keder denizi
    bir gün elbet dönüşümü bekleyecekler.
  • Madımak zamanaşımından düştü, Tayyip Erdoğan "hayırlı olsun" dedi.
  • Hocaili de ,Dersim de ,Madımak da katliamdir.6-7 Eylül de,Varlik Vergisi de, kızların türbanla okula alınmaması da zulümdür.Eline silah bulaşmış, silahla çözüm üreten her kurum ve her örgüt teröristtir. Insan ,benimki seninki demeyi bıraktığı anda olanı görmeye başlar.
  • "Eğer bir yerde kitaplar yakılıyorsa, orada eninde sonunda insanları da yakacaklardır" sözünü kanıtlarcasına, köy enstitülerindeki kitapları sakıncalı diye yakanlar, 40 yıl sonra Madımak'ta insanları yakacaktı.
    Ahmet Özgür Türen
    Sayfa 148 - Destek Yayınları