Aslı T., bir alıntı ekledi.
 10 Oca 20:08

Cemil Meriç analizi
Meriç'in düşüncesindeki tezatlar genellikle görmezden gelinir; herkesin ihtiyacına göre kullanabileceği kadar çok alıntı bırakmıştır nasıl olsa Meriç geride. Tezatlar kabul edildiğindeyse genellikle düşüncesinin farklı dönemlerine bağlanır; kendini farklı çevrelere sevdirme çabasıyla, gözlerini kaybettikten sonra ilgisinin edebiyattan toplumsala doğru genişlemesi yüzünden önceliklerinin değişmiş olmasıyla açıklanır. Burada bir doğru yok değil. Kendinin de söylediği gibi "imandan şüpheye, şüpheden inkâra, inkârdan maddeciliğe" geçmiş, Batı'da iskele iskele dolaştıktan sonra "bu ülke"de karar kılmıştır Meriç. Farklı iskelelerde karşısına çıkan anlayışların düşüncesinde farklı basınçlar yaratacağı açıktır. Ama ben burada Meriç'in düşüncesini bir uçtan diğerine savuran, özellikle de onu şüpheye, romana ve felsefeye cephe almaya iten şeyin, düşüncesini başından itibaren şekillendiren bir çifte bağlanış olduğunu söyleyeceğim. Çifte bağlanış: aynı anda iki şeye birden bağlanmak; birbiriyle anlaşamayan, birbirini değersizleştirmeye yazgılı iki şeye birden bağlanmak; bir şeye bağlanıldığı anda, önce ya da sonra değil, tam da o sırada karşıt duygunun da harekete geçiyor olması. Meriç'in düşüncesindeki gergin uçların birbiriyle konuşmasını yasaklayan, bu yüzden de düşüncesinin olgunlaşarak değil, savrularak gelişmesine yol açan şey budur. Düşüncenin içine sanki baştan yerleştirilmiş bir zemberek onu bir uçtan diğerine savuruyor, birine değer verdiği anda diğerini değersizleştirmek, aslında değer verdiği şeyi baştan değersizleştirmek zorunda bırakıyordur. Örneğin Batı'ya tutkuyla bağlanıyor, ama önce ya da sonra değil, tam da bağlandığı anda ondan nefretle uzaklaşıyordur. Ya da tersine, mağdurlukla özdeşleştirdiği "bu ülke"ye coşkuyla bağlanıyor, daha bağlandığı anda onu sığ ve ilkel buluyordur.

Mağdurun Dili, Nurdan Gürbilek (Sayfa 94 - Metis Yayınları)Mağdurun Dili, Nurdan Gürbilek (Sayfa 94 - Metis Yayınları)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
 08 Oca 14:59

Öncül Dostoyevski
... Dostoyevski'nin, insan zihninin Freud tarafından "bilinçdışı" olarak kavramsallaştırılan, kendisininse "öteki" olarak ifade ettiği vahşi alt katmanlarına birçok yazarlardan daha yakından bakabildiği doğru. Ama burada baba katilinden, bunun doğurduğu suçluluk duygusundan çok daha fazlası var. Uygarlığın huzursuzluklarını Freud'dan önce anlattığı, bilinçdışı denen düşmansı ötekiyi ondan önce fark ettiği, kısacası Freud'un kuramını Freud'dan önce delillendirdiği için değil, bence oradaki huzursuzluğu farklı bir gözle görmemizi sağladığı için, ister babayla oğul, isterse Tanrı'yla kul arasındaki çatışma olsun, karşıtlığa ısrarla gurur yarası açısından baktığı için sarsıcıdır Dostoyevski.

Mağdurun Dili, Nurdan Gürbilek (Sayfa 46 - Metis Yayınları)Mağdurun Dili, Nurdan Gürbilek (Sayfa 46 - Metis Yayınları)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
08 Oca 14:47

"Yaşam yaşamdır, karekökü almak değil."
Aslında "yeraltı" denince aklımıza daha çok ideolojik içerikler geliyor. Bahtin'in Dostoyevski'nin "ilk ideolog-kahraman" saydığı yeraltı adamı bir yanıyla gerçekten bir ideolojik inatlaşmanın sözcüsüdür. İnsan ruhunu aritmetiğin yasalarıyla açıklayan, yaşamı bir olasılık hesabına indirgeyen, insana sıra dışı bir kader çizebilecek yegâne özellikleri, düşgücü ve rastlantıyı yok eden her şeye karşı çıkmak için -darkafalı akılcılığa, iyimser ilerlemeciliğe, kendinden hoşnut Batıcılığa, nihayet toplumsal riyakârlıktan beslenen iyilik fikrine meydan okumak için- yeraltına inmiştir kahraman. İnsanı sonunda yıkıma götürse de kişisel kaprisi savunacak, yalnızca sahibinin emrinde olan bir düşgücünde ısrar edecek, yalnızca akla uygun olan şeyleri değil, kişiye özgü olanı korumak için lanet yağdıracaktır: "Yaşam yaşamdır, karekökü almak değil."

Mağdurun Dili, Nurdan Gürbilek (Sayfa 34 - Metis Yayınları)Mağdurun Dili, Nurdan Gürbilek (Sayfa 34 - Metis Yayınları)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
 05 Oca 22:56

Neden Oğuz Atay okumalıyız?
Acının bir inandırıcılık kaybına yol açmadan, acı çekeni küçük düşürmeden, onu aynı zamanda yüceltmeden nasıl anlatılacağını sorun edinenler için muazzam bir ufuk sunar yapıtları.

Mağdurun Dili, Nurdan Gürbilek (Sayfa 14 - Metis Yayınları)Mağdurun Dili, Nurdan Gürbilek (Sayfa 14 - Metis Yayınları)
RAŞİT ÇAYIRLI, Mağdurun Dili'yi inceledi.
09 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitabın ismindeki "mağdur" kelimesi kendini dışlanmış, aşağılanmış, görmezden gelinmiş hissedenleri kastediyor. İncelediği eserler Cemil Meriç hariç roman. Bu türden mağdurların ana karakterler olduğu eserleri masaya yatırıyor. Yazarların biyografisini göz önünde tutarak roman kişilerinin psikolojik analizini yapıyor Nurdan Gürbilek.

Ayşe Y., Mağdurun Dili'yi inceledi.
07 May 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Nurdan Gürbilek, "Mağdurun Dili" adlı kitabında edebiyatın mağdurlukla ilişkisini masaya yatırıyor. Gürbilek eserinde, kendi ifadesiyle "mağdurluğun, adına edebiyat dediğimiz anlatma deneyimini nasıl biçimlendirdiğini, ama edebiyatın da adına mağdurluk dediğimiz duruma nasıl bir ışık düşürdüğünü anlamaya" çalışıyor. Bunu yaparken Türk edebiyatının çok yakından tanıdığımız yazar ve eserlerinden istifade ediyor: Oğuz Atay /Tutunamayanlar, Cemil Meriç /Jurnal, Yusuf Atılgan /Anayurt Oteli ve Aylak Adam. Nurdan Hanım eserinde Türk edebiyati dışında bizim yazarlarımızın beslendiği önemli bir kaynak olan Dostoyevski'den ve eserlerinden de sıklıkla bahsediyor. Ve son olarak Nurdan Gürbilek'in dili; zengin, akıcı, anlaşılır, su gibi akan bir dil. Adı geçen yazarlara farklı bir açıdan bakmak isteyen herkese tavsiye ediyorum.

Ayşe Y., bir alıntı ekledi.
07 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Aylak Adam ve Anayurt Oteli-Zebercet
"Dışlanmışlıktan olduğu kadar gücenmişlikten, gurur yarasından olduğu kadar kibirden de yapılma yeraltı kişiliğini sanki aylak adamıyla Zebercet arasında bölüştürmüş gibidir Atılgan. Aylak adamı gerçek sevgi peşinde koşan bir özgür ruh, Zebercet'i cani olarak görmeden önce sormak lazım: 'Tek bir kadına, erişilmez bir kadına' olan büyük tutkusu, kendini ısrarla başkalarından ayırma telaşı, bir türlü iyileştiremediği gurur yarası, nihayet kıpkızıl öfkesiyle Zebercet'i de içinde taşımaz mı Atılgan'ın aylağı? Edebiyatın bütün anlaşılmamış kahramanlarının içinde, sürüden dışlanmış, hak ettiği yeri bulamamış, bakış darbeleriyle yaralı bu gücenmiş figürün içinde kırılgan, ama bir o kadar da öfkeli bir Zebercet yok mu sahiden?"

Mağdurun Dili, Nurdan Gürbilek (Sayfa 172)Mağdurun Dili, Nurdan Gürbilek (Sayfa 172)
Ayşe Y., bir alıntı ekledi.
07 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Sıradışı Olmak
"Sıradan insanın sıra dışı olana hınç duyduğundan söz ediyordu Nietzsche. Doğru, ama sıra dışı olmanın, büyük tutkuların, güçlü beklentilerin problemsiz olduğunu kim söyleyebilir?"

Mağdurun Dili, Nurdan Gürbilek (Sayfa 171)Mağdurun Dili, Nurdan Gürbilek (Sayfa 171)
Ayşe Y., bir alıntı ekledi.
 07 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Trajik ve Patetik kavramları
"Trajik, kaçınılmaz kadere başkaldıran kahramanın bu seçimi yüzünden çektiği acıyı anlatırsa, 'patetik' daha baştan kaderin sillesini yemiş, masum ya da korumasız, öksüz ya da yetim, düşmüş ve ezilmiş olanın haksız yere çektiği, çaresizce kabullendiği acıyı anlatır. Bir bakıma talihsizlerin, güçsüzlerin, zavallıların alanıdır Pathos. Shakespear'de Hamlet trajikse, Ophelia patetiktir.Kral Lear trajikse, Cordelia patetiktir. Ya da Dostoyevski'de Suç Ve Ceza"nın Raskolnikov'u trajikse, İnsancıklar'ın kimsesiz küçük Nelli'si patetiktir. Halit Ziya'nın Aşk-ı Memnu'sunda kendi kötü sonunu hazırlayan Bihter trajikse, Nihal'e duyduğu karşılıksız aşkı içine gömerek tükenip giden biçare Beşir patetiktir."

Mağdurun Dili, Nurdan Gürbilek (Sayfa 59)Mağdurun Dili, Nurdan Gürbilek (Sayfa 59)