• 479 syf.
    ·13 günde·10/10
    Sevgili Oğuzcum ATAY’ın efsane 2. kitabı 2019 yılının ilk kitap kulübünde incelemeye çalıştığımız kitabımızla ilgili sohbetten kalan cümlecikler… Kıymetli Hikmet kardeşimin mitoz bölünerek altılara, yedilere kadar çoklu kişiliğe sahip olup, yaşamayı tehlikeli oyunlara döndürdüğü, oyun içinde oyun, Hikmet içinde hikmetler olan, mizahı harmanlayıp güldürmeyip ağlatan, boş vermek yerine son satırına kadar uyanık olmayı sağlayan, dile güvenmeyen ama kendini sadece kelimelerle ifade eden, yaşarken anlaşılmak için çırpınan ancak ölünce anlaşılan, sinirlenince en fazla insanları yazılarında 3. tekil şahıs yapmakla tehdit eden, akıl yürüterek yenemediği durumları şakaya çevirip değersizleştiren, albayı olmadan takdir görmeyen, gariban gecekondusunda hayata eyvallahını çeken bir ademoğludur…

    1973 te yayınlanan “Tehlikeli Oyunlar “ kitabı post modern romanlara en güzel örnektir. Kitabımız objelere ve kavramlara inecek kadar herkese, her şeye ses verme düşüncesinin hâkim olduğu en nadide çiçek. Karşıtlığın olduğu, sonuca varılmayan, çözümsüz kalan, bütünlüğe ya da huzura erişilemeyen, uyum şemsiyesinde toplanma ihtimali olmayan romandır. Dokunaklı, acıklı, gülünçlü cümleler ailesi… Post modern kitaplarda dikkat çeken şu üç durum söz konusudur:
    *Üst Kurmaca: 20. yüzyılda bu tarz eserler sadece yazarın kurgulamaları ile kalmıyor, aynı zamanda romanın nasıl kaleme alındığından da bahsediliyor.
    ++ Başkahramanımız HİKMET BENOL ; kendi ile çatışan birinin soyadının Ben –ol olması ne kadar ironik…
    ++Albay Hüsamettin TAMBAY; Hikmet’e yol gösteren, eksiğiyle, fazlası ile kabul eden ikinci karakter olan ancak soyadı Tam-Bay olan, her şeyi ile tamam olan bir adamdan bahsediliyor.
    ++ Burjuva hayata sahip karakterin gecekonduya yerleşip oyunlar yazmaya çalışması; yaşadığını fark etmek için çıkış yolu aradığını gösteriyor.
    ++Romanda, gerçek ile kurgu arasında belirsizlik var. Okuduğumuzda Hikmet’in varlığını sorgularken kendimizi bulabiliriz. Birden fazla birbiri ile uyumsuz Hikmetler topluluğu vesselam:)

    *Metinler arasılık var: Kendinden önceki yerli ve yabancı yazarlara atıflarda bulunuyor. Bu durum yazarın taklitçiliği olarak değil, edebiyata hâkimiyeti olarak değerlendiriliyor.
    ++Yazarı en çok etkileyen Dostoyevski’dir. Örneğin romanda cümle sonlarında geçen “ha ha “ Dostoyevski’nin “Yer Altından Notlardan “ alıntıdır.
    ++ Batı metinlerde; Dante, Don Kişot, John Steinbeck, Franz Kafka, Goethe, Gogol, Gorki vb. yazarlara göndermeler, ustalıkla aktarılmış.
    ++ Albay Hüsamettin Tambay ve Hikmet arasındaki diyaloglar ve tartışmalar; Karagöz – Hacivat’a göndermelerdir.
    ++ Akıl hastanesinde Fransız Devrimine dair oyun geçmektedir. Peter Weiss diye esere gönderme var hatta oradaki karakter Marat/Sode birebir kullanılır.
    ++Mahagoni kentinin yükselişine ve düşüşüne gönderme (Hikmet’in yükselişi ve Düşüşü)
    ++ Divan şairlerine yapılan göndermelerin olması romanın çeşitliliğinin edebi açıdan dolu dolu olduğunu gösteriyor.
    ++ Kutsal kitaba gönderme. Hatta Baba, oğul, kutsal ruh üçlemesi ; (Hüsamettin Tambay, Hikmet ve Nur hayat hanım ile özdeşleşmiş karakterler)
    ++Hikmet kendini Hz. İsa ile o kadar özdeşleştirmiştir ki kitabın sonunda Leonardo Da Vinci’nin yaptığı “Son Akşam Yemeği” tablosu canlandırılmıştır. İnsanların Hz. İsa’yı sorgulamak yerine yanında olmayı tercih etselerdi olayın çok farklı olacağına inanmaktadır Hikmet kardeşimiz.
    ++ Karakterlerden; Hikmet, Bilge ve Sevgi daha sonra imgeleşiyor, bu durumu kuvvetlendirmek için İngilizce karşılıklarına yer veriliyor.
    *Eş Zamanlılık Var : Kurmacanın ve gerçeğin aynı anda gitmesi.
    ++ Romandaki karakterlerden Hidayet yazar, Hüsamettin Tambay ile Hikmet oyun yazarı, Sevgi’nin günlükleri ve Bilge’nin çeviri yaptığına değinilir.
    ++Yaşamak=Yazmak=Oyun=Eser’e eşitlenen hayatın anlatıldığı, gerçekle hayalin birbirine karıştığı yerdir “Tehlikeli Oyunlar”
    * Oyun Meselesi: 20. yüzyıl avangardis (sanatı ve hayatı buluşturma) edebiyatın amacı aslında eserin kendisini anlatmaktır. Eserde nasıl yaşanmalı değil, nasıl yazılmalıya dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Oyunbazlığı kendine zırh ediniyor Oğuzcum ATAY…

    Kitabımızda dikkat çeken 3 farklı düzlem var;
    1. Gerçek dünya; Hikmet’in yaşadığı, biyografisi ve öykülerden kurgulanan gecekondu,
    2. Hikmet’in kurguladığı öyküler; hayat bilgisi ansiklopedisi hazırlığı içindedir. İnsanın sevdiği insanlar üzerine ansiklopedi yazmasının tuhaflığından, içerikle-biçim arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanan ironi. Gündelik hayatlarda yolunu bulabilmesi için önemlidir. (Dostoyevski’de de buna benzer durum vardır.)
    3. İç konuşmalar, anılar ve hatıralardır. (Akıl ve duygu çatışması, Doğu’nun duygusallığı, Batı’nın akılcı yaklaşımı ön plandadır.)

    Sonuç olarak : Bilge Bilgiyi, Sevgi Sevmeyi, Hikmet Tanrı’nın insanlarca anlaşılamayan amacını, Fikret ise bilginin gerçekle uyuşmasını, doğruluktan şaşmamasını temsil etmektedir.

    BİLGİNİN HİKMETİ SEVGİDİR DEĞİL, BİLGİYİ FİKRETMEK SEVGİDİR.(Bilginin gizli amacı sevgi değildir, bilgiyi doğruluktan şaşmadan kullanmak sevgidir.)

    Kaynakça: Oğuz ATAY ; Tehlikeli Oyunlar
    Nurdan GÜRBİLEK: Mağdurun Dili
  • 176 syf.
    ·1 günde·7/10
    Kitapta, Dostoyevski, Yusuf Atılgan, Cemil Meriç ve Oğuz Atay'ın yapıtlarında kullandıkları "mağdur dil" incelemesi yapılıyor. Bu incelemeleri epey detaylandırıyor ve okuyucuyu da çözümlemelerle ikna etmeyi başarıyor. Bu sayede kitap yazarının adını koyduğu, -mağdur dil- tekniğini de öğrenmiş oluyorsunuz.
  • Zihnimizde baba katlinin yazarı olarak yer etmiştir Dostoyevski. Kuşkusuz bunda son başyapıtının, Karamazov Kardeşlerim payı büyüktür. Zaten Freud da Dostoyevski yorumunu doğrudan doğruya bu roman üzerine kurar. Gerçekten de Karamazov Kardeşlerim, kısmen de Delikanlı'nın merkezinde babaya duyulan kin vardır. Zaten birçok eleştirmen tarafından yazarın kendi huzursuzluğunun, babasının ölümü yüzünden duyduğu suçluluk duygusunun ürünü olarak yorumlanmıştır roman. Dostoyevski'nin babası yanında çalışan serfler tarafından öldürülür; ama Dostoyevski'nin kendisi de zorba babasına büyük bir öfke duymuş olmalıdır. Karamazov Kardeşler'in temel izleklerinden birinin babayı öldürenle bunu aklından geçiren arasındaki suç ortaklığı olması anlamlıdır. Romanda babayı, yanında uşaklık eden oğlu Smerdyakov öldürür; ama onu öldürmeyi İvan da aklından geçirmiştir. Bu düşünce-eylem ortaklığı Dostoyevski'de suçla ilgili olarak tekrar tekrar karşımıza çıkar. Ecinniler'de Stavrogin'in karısı Mariya Timofeyevna'yı Pyotr Stepanoviç öldürtür; ama bunu dileyen, en azından olacakları önceden görmesine rağmen buna engel olmayan Stavrogin'dir. Benzer biçimde, derinden yaraladığı küçük Matryoşa'nın intiharını önceden görmüş, buna engel olmamıştır. Israrla soruyor gibidir Dostoyevski: Suçu işleyen mi suçlu, yoksa onu aklından geçiren mi? Öldüren mi suçlu, yoksa kan dökme eylemini felsefi açıdan mümkün kılan düşünce tarzının kendisi mi?
  • Baba Karamazov oğlu Dimitri’yi bir hamamböceği gibi ezeceğini söyler. “Hamamböceği’ Dostoyevski'nin yeraltı sözlüğünde, tıpkı bir romandan diğerine tekrarlayan "sinek”, “solucan” ya da “fare” gibi aşağılanmışlıkla sıradanlığın, unutulmuşlukla horgörülmenin, kovulmuşlukla hiç görülmemiş olmanın adıdır. Dostoyevski'nin kendilerini bu dünyada davetsiz bir konuk gibi hisseden, şöleni şölen kılan yasayla ancak alçalarak baş edebilen, bu yüzden alçaklıklarına kıskançça bağlanmış kahramanlarının bize söylediği de budur: Yarayı ancak açan iyileştirebilir; ama o da iyileştirmeyecektir.
  • Suç ve Ceza’dan dört yıl sonra Savaş ve Barış’ta bu kez Tolstoy sorar: “Milyonlarca insanın yüce idealler uğruna düpedüz cinayet işlediği bir dünyada kim adaletten söz edebilir?” On dokuzuncu yüzyıl başında Avrupa’da savaş adı altında o kadar çok cinayet işlendi ki, diyordur Tolstoy, dünyanın bütün mahkemeleri çağlar boyunca çalışsalar bunca suçu bir araya toplayamazlar. Romanda Piyer Bezuhov şöyle sorar: “On altıncı Louis’yi suçlu saydıkları için idam ettiler, bir yıl sonra gene bir şeyler ileri sürerek bu kez onu idam edenleri öldürdüler. O halde kötü olan nedir, iyi olan ne?” Romanda Çar Aleksandr’la Napoleon el sıkışınca soruyu bu kez Rostov sorar: “O halde o koparılmış eller, koparılmış ayaklar, öldürülen insanlar ne işe yaramıştır?”
  • Selim Günseli'ye, Günseli Selim'e gecikmiş; Selim öldüğüne göre, Turgut'un Selim'i anlama çabası zaten gecikmiş. Bazı şeyleri söylemek icin geç kalınmış; bütün konusmalar ' kalabalık ve boşuna ' olmaya yazgılı.
    Nurdan Gürbilek
    Sayfa 61 - Metis yay.
  • Israrla soruyor gibidir Dostoyevski: Suçu işleyen mi suçlu, yoksa onu aklından geçiren mi ? Öldüren mi suçlu,yoksa kan dökme eylemini felsefî açıdan mümkün kılan düşünce tarzının kendisi mi ?
    Nurdan Gürbilek
    Sayfa 45 - Metis yay.