bir daha olmayacak gidiyorum
yatağım yoruldu yokluğuna sarılmaktan
yoruldu gözlerim hayalini eskitmekten
duvarlar yüzümde seni seyretmekten yoruldu
bir daha olmayacak
artık geceyi başka bir isimle çağırıyorum
bir daha olmayacak aramıza ruhumu seriyorum
kınından sıyrılan kör bir kılıç gibi
gidiyorum bir daha olmayacak
...
etimle ruhum arasındaki gerçeğe and olsun ki
seni dipsiz sorulara bırakmalıyım
çünkü günlerimi sen vurdun
ama şimdi mevzilerim güneş dolu
hastalık mı bu yoksa
sen olan ateşin sonu mu
ağlarsam uyanır yağmur
susar içine kapanır bir gül, gülersem
ne ağlamayı bildim avaz avaz
ayaz gecelerimin içinde
ne gülebildim ne bahar havuzunun dibinde