eylül

eylül
@mahiyeis
sanrılar ve son bulamayan düşüşler.
Sedat ne düşündüğünü kesinlikle bilemiyor. Onda hep öyle olur, duygu ve düşünce yumakları birbirine karışır. Düşünür düşünmesine, hem de derin düşünür, ·gelgelelim düşündüğünü açıklıkla yakalayamaz, anlatamaz, dile getiremez. Neler düşünmez yoksa, hemen hemen her şeyi düşünür. Filozofların bile düşünmeye yeltenmedikleri pek çok şeyi o kahramanca düşünür.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu deniz şimdi su mu? Bu deniz canlı bir şey: Çocuk gibi. Az önce patlamış bir bombanın sesi gibi darmadağın. Haklı bir öfkenin gözlerde kalan son izleri sanki. l
Deniz. Akşamın gül yapraklarıyla donanmış denizi. Kağıt gibi. Yazı yaz istersen, yazı yaz üstüne. Ne yazarsan yaz. Şiir yaz. Zararı yok, kötü olsun, içinden geldiği gibi yaz da. İçimizden geldiği gibi yazdığımız şiirler kötü olmaz ki, olsa olsa biraz gülünç olur. Kargacık burgacık yaz. Anlarlar nasıl olsa. Anlarlar okuyanlar, okumayı bilenler. Aşk mektubu yaz, denizin üstüne, dalgalar istediğin yere götürsün yazdıklarım. U zaklarda sevgilin var mı, dalganın üstüne mektup yaz, ona mektup yolla dalgalarla. Yok, yok, hiç bir şey yazma. İnsan bir beyaz kağıdın karşısında kalakalır bazen. Kalem kağıttan kaçar, kağıt kalemden. İnsan tutulur kalır bazen, sen de tutul kal denizin karşısında. Konuşma denizle, denizi dinle. Deniz anlatmaya başladı mı sen susacaksın.
istediğimiz gibi yaşayamıyoruz, bunda biraz başkaları suçluysa biraz da biz suçluyuz.
Dünya hızla dönerken, uzun uzun sevmelere, uzun uzun sevişmelere vakit var mı ? Bitmeyecek bir akışın içindeyiz işte. Öncesiz-sonrasız bir akışın tam ortasındayız. Bilerek ya da bilmeyerek akıp duruyoruz. Çok zaman en kaba şeyler adına en güzel şeyleri gözden kaçırıyoruz. Sevişmeler kısacık zaman aralıklarına sıkışıp kalıyor, derinleşmemiş dokunuşlar olarak, anlaşılmamış esintiler olarak uçup gidiyor sonra. Koşturup duruyoruz. Ama neden ? Yaşamın küçük güzelliklerini büyük tutsaklıklar içinde yaşamak zorundayız da ondan.