• Yeryüzünün lanetlenmişleri, ayağa kalkın!
    Açlığa mahkum edilenler, ayağa kalkın!
    Akıl, kraterinin içinde gümbürdüyor,
    Son püskürmesidir bu.
    Geçmişe sünger çekelim
    Köleleştirilmiş kitle, ayağa kalk, ayağa kalk!
    Dünya, temelinden değişecek
    Hiçbir şey olmayan bizler, her şey olalım!

    Son kavgadır bu
    Bir araya gelelim, ve yarın
    Enternasyonal
    Bütün insanlık olacak.

    Yüce kurtarıcılar yok,
    Ne Tanrı, ne Sezar ne de makam sahipleri;
    Üreticiler; bizi, biz kurtaralım!
    Ortak kurtuluşumuzu ilan edelim!
    Hırsızın son nefesini vermesi için,
    Zihnin, zindandan kurtarılması için
    Ocağımızın ateşini kendimiz körükleyelim,
    Demiri tavında dövelim.

    Devlet ezer ve yasalar aldatır,
    Vergi, bahtsızın kanını emer,
    Zenginin hiçbir yükümlülüğü yoktur,
    Yoksulun hakları, boş laftır.
    Gözetim altında tutulduğumuz yeter,
    Eşitliğin yasaları başkadır;
    “Ödev olmadan hak olmaz” der,
    “Aynı şekilde, hak olmadan ödev olmaz!”

    Kendilerini tanrılaştırarak iğrençleşen
    Maden ve demiryolu kralları
    Bugüne kadar ne yaptılar ki
    Emeği soymak dışında?
    Onun yarattığı her şey, bu çetenin kasalarındaki
    Külçelere dönüşmüş durumda.
    Bunları geri vermelerini emrederken,
    Halk, yalnızca, kendisine ait olanları istiyor.

    Krallar, dumanlarıyla bizi sersemletiyor.
    Kendi aramızda barış, zorbalara savaş!
    Ordularda greve çıkalım
    Dipçikleri havaya kaldırıp, safları bozalım!
    Ve bu yamyamlar,
    Bizden kahramanlar çıkarmak konusunda ısrarcı olurlarsa,
    Kısa sürede öğrenecekler ki, kurşunlarımız
    Kendi generallerimiz içindir!
  • Bu anlattıklarımzdan , bir çok islam bölgelerindeki insanların artık Kâfir toplumlar olduklarına hükmedemeyiz. Zira böylesi bir hükmü verdiğimiz zaman , o takdirde tüm bu ülkeleri Darü'l Harb kabul etmemiz icab eder. Ancak biz murtedlerin çokluğu nedeniyle bu ifadeyi yumuşatmak istiyoruz...
    ...
    Diyoruz ki, bunlar hemen hepsi de Fasık toplumlardır, Fasık hükümetlerdir. Çoğunlukla mürtedlere, Münafıklara veya kâfirlere mahkum olmuş durumdalar. YOKSA SANMIYORUZ KI, BİR MÜSLÜMAN ISLAM'I ANLASIN DA BU HÜKME YUVARLANSIN...
  • "Yüz doktor arasında ancak belki bir tane gerçek doktor bulunur; bu yüzden hastalar her zaman acı çekmeye ve ölüme mahkum edilmiş bir topluluk olarak görülebilir. Doktorlar ya megaloman ya da çaresizdirler, iki durumda da hastalar inisiya­tifi ellerine almazlarsa onlara zarar verirler. "
  • Eğer pezvenkler ve hırsızlar her zaman ve her yerde mahkum olsalardı, masum insanlar tümüyle ve hep masum sanacaklardı kendilerini, aziz bayım.
    Albert Camus
    Sayfa 33 - Can yayınları
  • Farklı olmak, farklı düşünmek yalnızlığa mahkum olmaktır.

    Son kitabım “Meczup Müntehir’in arka kapağı sorunuzun tam da cevabı sanırım:

    “Yazmasaydım;

    Ya meczup olacaktım ya müntehir.

    Ben ikisini tercih ettim.

    Yazmak, meczup bir müntehir olmaktı.

    Oldum...”

    Yazmasaydım delirecektim, yazdım delirdim! Godot’yu beklerken’in yazarı S. Becket şöyle diyordu: “Eğer bir gün susarsam, bu artık söylenecek hiçbir şey kalmadığı içindir; her şey söylenmemiş, hiçbir şey söylenmemiş olsa bile.”

    Dünyadasın, işte bunun tedavisi yok!

    Size göre okumak yazmanın neresindedir? Okumadan yazmak mümkün mü?

    İyi bir okur olmadan iyi bir yazar olmak mümkün değil. Heybenizi doldurmadan onu boşaltamazsınız! Okumak yazmaktan önce gelmiyorsa bir yazarın ilerlemesi mümkün değil.

    Kalbinize ve aklınıza iyi gelen yazarları okumalı. Daha iyi yazmanın tek yolu daha iyi okumak.Durmaksızın okumadan yazar olunmaz, okumak yazmanın ivmesidir.

    ‘Toparlanın gitmiyoruz.’

    ‘Zor zamanda konuşmak.’

    ‘Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak.” İçin önce okumalı. Sonra yazmalı…

    Hikmet KIZIL..
  • "Bize yaptıklarınızın hiç önemi yok," dedi, "nasıl olsa tarih sizi mahkum edecektir ve siz şeytan gibi lanetle anılacaksınız."
    Cengiz Aytmatov
    Sayfa 17 - Ötüken Yayınları
  • Öncelikle kitabın sunuş kısmının da okunması gerekiyor. Çevirmen burada kitabın alt başlığının "Bir Peri Masalı" olduğunu belirterek kitabı basan diğer yayınevlerini, alt başlığı kullanmamaları nedeniyle tenkit etmiş ancak bu kitabın ön kapağında da alt başlığı malesef göremiyoruz. Kitabın sunuş kısmı ile yazarın hayatını okuyor ve siyasi görüşünü aşağı yukarı tespit edebiliyoruz. Yazar sosyalist, ama bütün sosyalistler eşittir ancak yönetici sosyalistler daha eşittir düşüncesinde olan bir sosyalist değil. Kitap; bir çiftlikte yaşayan hayvanların kapitalizmi temsil eden çiftlik sahibi insanı devrim yaparak çiftlikten kovmasıyla başlayan bir peri masalı gerçekten de. Bu süreçte devrimin liderlerinin birbirlerine yaptıkları ayak oyunlarını, çevrelerindeki yalakaları, çiftlik halkına söyledikleri ve çevrelerine söylettikleri yalanları, onların bu yalanlara inanmaları veya geçmişi unutmaları, geçmişi biraz hatırladıklarında, gözlerine sokulan yalanları, verilen sözlerin unutulduğunu ya da değiştirildiğini gördüklerinde ise yapılan algı operasyonları veya bilinçli olarak yaratılan gündem değişikliği ile gözlerinin tekrar kör olmasını, uyanık olan halkın ise suçlanarak ve en sonunda başkasına suç attırılarak ortadan kaldırılmasını, her olumsuzluğun sebebi olarak öne sürülen hayali suçluları, bütün her şeyini davasına veren, en çok hizmet eden, kimseyi bilerek kandırmayan saf ve aptalların işe yaramaz hale geldiklerinde nasıl bir kalemde harcanarak açlığa ve ölüme mahkum edildiğini, sistemin adı ne olursa olsun en tepedekilerin hep birbirine benzediğini harika bir şekilde anlatmış yazar.