6. Acâib-ül- Mahlûkat:
Bu eseri, Zekeriya Kazvi-ni'nin Acaîb-ül Mahlûkat adlı eserini ana kaynak tutarak hazırlamıştır. Kendi zamanına kadar yazılmış olan coğrafya, kozmoğrafya ve biyoloji kitaplarından faydalanmıştır.
Ay, yıldızlar, göklerdeki melekler, Azrail aleyhisselam, günler, aylar, rüzgarlar, denizler, Deniz canavarları ve denizdeki mahlukat, çeşmeler, madenler, nebatlar, insan azaları, cinler, yiyecekler, kuşlar, haşerat gibi daha pek çok şeyden bahsetmektedir. Coğrafya ile ilgili olan eserin Türkçe'de İlk defa olduğu kayıtlı ise de aynı Eser daha önce 'Rükneddîn Ahmet' tarafından tercüme edilmiştir
Bugün Sanayi Devrimi'nin, kas gücünü devreden çıkardığı gibi, Yapay Zekâ Devrimi de zihinsel konforumuzu sarsıyor. Ancak unutmamalıyız ki; algoritmalar, bilgiyi çoğaltabilir ama hikmeti üretemez; hız kazandırabilir ama merhameti kuşanamaz. Meslekler değişse, makineler güçlense ve dünya başka bir çehreye bürünse de değişmeyen tek hakikat, insanın "eşref-i mahlukat" olarak taşıdığı o ilahi özdür.
Mevlana Celaleddin Rûmî'ye atfedilen bir sözde: __"Kâbe, Azer’in oğlu Halil İbrahim’in yaptığı bir binadır. Kalp ise, yüce Allah’ın nazargâhıdır. Bu sebeple, bir gönül yıkmak, bin Kâbe
Bizi Ağrı Dağı'nın bağrında hissiz, camid bir kaya olarak değil de, kainatı emrine amade kıldığı şerefli makamla, yani eşref-i mahlukat olarak halk ettiği için Celal ve Cemal sahibi Allah'a