Müslümanların İsraille diplomatik ve iktisadî ilişkiler yapmaları, ülkelerinde İsrail'i temsil eden büro ve temsilcilikler açmaları; Mescid-i Aksâ'da namaz kılmak için de olsa İsrail'e gitmeleri asla caiz değildir. Müslümanlar ancak Yahudilerin boyunduruğundan kurtulması durumunda Mescid-i Aksâ'yı ziyaret edip içinde namaz kılabilirler.
Tevrat'ın Tekvin bölümü on ikiden fazla yerde İsmail'in İbrahim'in oğlu olduğunu zikretmesine rağmen İsrailliler, İsmail'in, bir cariye olan Hacer'in, İshak'ın da hür bir kadın olan Sare'nin oğlu olduğunu söylerler. Öyle olsa da her ikisi de İbrahim'in oğulları değiller miydi? İkisi de Allah tarafından gönderilen birer Nebi ve Resul değiller miydi? Acaba çocuklar annelerinden dolayı babalarının mirasından mahrum bırakılırlar mı?
(Evet İsraillilerin çaldıklarına kılıf uydururken ortaya attıkları anlamsız lakırdılarını görüyoruz.Neymiş efendim İsmail aleyhisselam cariye bir kadından dünyaya gelmiş de falan filan.)
Sünnetullah gereği güçlü, sonsuza dek güçlü kalmayacağı gibi, zayıf da sonsuza dek zayıf kalmayacaktır. Güçlüyken zayıf düşenlere tanık olduğumuz gibi, zayıfken güç kazananlara da tanık olduk. Üstünken zillete düşen, zelilken de üstün duruma gelen nice kavimler gördük. Gerek tarih gerek günümüz buna dair örneklerle doludur.