Mai

Mai
@maithestray
Yüreğimizde yeni bir dünya taşıyoruz.
"Sana bıraktığı bu daire tek bir kişi için fazla büyük," diye mırıldandım. "Taşınmak ister misin?" Onun sesi de benimki gibi kısıktı. "Olur. Bir koşu pankreasımı satıp geliyorum. İlk üç ayın kirasını karşılar sanırım." "Kira ödemene gerek yok. Kendine bir oda seç yeter."
Sayfa 209
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"…Satranç ineklerinin sayısı ne kadar az olsa da şu anda hepsi aramızda bir şey olduğunu düşünüyor." "Yok mu?" Dönüp ona dik dik baktım. "Sen böyle şeylerle ilgilenmiyorsun. Kendin söyledin." "’Bu zamana dek’ de dedim ama." Kalbim tekledi. "Bu haberi bu kadar hafife almamalısın. Şu anda ölüm döşeğinde olduğun için bir şey demiyorum ama yanlış anlaşılmaları düzeltmeliyiz." "Olur. İstersen yapabilirsin." "Bu ne demek şimdi? Birlikte yapacağız. Basın açıklaması falan yapabiliriz. Ya da gökyüzüne yazdırabiliriz. Herhangi bir şey yapmak zorundayız." "Ben yapmam. Sen yapacaksan yap."
Sayfa 204
"Sen de hissediyorsun, değil mi Mallory?" Sesi kısık ama ısrarcıydı. "Satranç oynadığında sen de benim hissettiğin şeyi hissediyorsun." Dişlerimi sıktım. "Senin ne hissettiğine dair hiçbir fikrim yok. Satranç sadece aptal bir masa oyunu ve..." "Aptal bir masa oyunu olsa da seviyorsun. Taşlara nasıl baktığını gördüm. Senin dünyan satranç, değil mi? Kendin için seçtiğin, sınırlarının arasına sakladığın dünyan. İster vezir olursun ister şah ister at. Ne dilersen. Kuralları iyi öğrenirsen kontrolü elinde tutabilir, önem verdiğin taşları koruyabilirsin. Gerçek hayattan çok farklı."
Sayfa 190 - Nolan
.. "Kimseyle seks yapmıyorum." Ne? "Anlamadım?" "Seks yapmıyorum. Yani en azından hiç yapmadım." Söylediklerini idrak etmem birkaç dakikamı aldı. Kralkatili Nolan Sawyer, yirmi yaşında bir bakir olduğunu gayet gamsız bir şekilde itiraf etmişti. Tabii bunda yanlış bir şey yoktu ama yine de... Hayır. Ben yanlış anlamış olmalıydım. Sonuçta Baudelaire meselesi vardı. "Hiç seks yapmadın," diye tekrar ettim. "Hayır," dedi son derece özgüvenli, sakin bir şekilde. Kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değilmiş, kendinden başka kimseyi umursamıyormuş gibiydi. En azından bu gece, burada, benimleyken öyle görünüyordu. "Ah." Adımlarımı dikkatli atmam gerektiğini hissettim. " Yani hiç...? Demek istediğim, bundan memnun musun yoksa aksini...?" Daha da kızardığımda bana acıdı. "Seks yapıyor olmayı tercih edip etmediğimi mi soruyorsun?" Tekrar kafa salladım. Tanrım, benim de konuşma kabiliyetim vardı. Böyle biri değildim. "Etmiyorum." Düşünmemişti bile. "Bu zamana dek etmedim." "Bu zamana kadar derken? Ne değişti ki?" Uzunca bir süre yüzüme baktı. "Bana aynı konuyla ilgili soruya izin yok denmişti." Dudağının köşesi bir gülümsemeyle seğirdi.
Sayfa 187
"Kendi umutsuzluğumuzun havuzunda yüzüyoruz; kederin havuzunda yüzüyoruz."
Jules