• 240 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Akademik bir eser olmasına rağmen, dili sade ve yalın. Bazı ağır bir akademik dil ile kaleme alınan eserlere göre daha akıcı.
    Eserin muhteviyatı, Servet-i Fünun edebiyatının edebi tenkid görüşleri. Servet-i Fünun dergisinde yazılan makaleler rehberliğinde Servet-i Fünun tenkidinin sadece karşılıklı münakaşa ve benimsenmiş prensipleri müdafaadan ibaret olmadığına vurgu yaparak,Servet-i Fünun yazarlarının da bir edebiyat ve tenkid anlayışları olduğu tezine açıklık getirir mahiyette.

    Eserden edindiğim bilgiler rehberliğinde muhteva hakkında bilgi verebilmek adına,
    " Tenkid " kelimesinin kökenine ve anlamına kısaca değinmek isterim.
    Tenkid dilimizde, Fransızca " critique " kelimesinin karşılığı olarak kullanılan bir edebiyat terimi olarak çıkar.
    Tanzimat edipleri " Kritik " kavramı için,
    " Muhakeme" ve " Muaheze " terimlerini,
    Edebiyat-ı Cedideciler " Nakd " kökünden türemiş olan " Tenkad, tenakkud, intikad, tenkit " kelimelerini,
    Servet-i Fünun yazarları ise çoğunlukla
    " Tenkid " kelimesini tercih etmişler ve kullanmışlar.
    Sadece Cenab Şahabettin, tenkid hakkındaki yazılarında,
    "Doğrusu tenkid mi, yoksa intikat mıdır?" diye, sorar ve cevap verir.
    "Bilmem ve bilmek için de uğraşmak istemem!" diyerek, tenkidin ne olması gerektiğini araştırıp yazılarında
    " İntikat " ve " Müntekit " kelimelerini kullanmayı tercih etmiştir.

    Batı dillerinde bugün tenkidin karşılığı olarak kullanılan kelimenin kökü, Yunancada " Hüküm " demek olan
    " Krites " e dayanır.
    Terimin neo-latin şekliyle bugünkü Avrupa dillerine nüfuz etmesi, ancak 17.yy. da gerçekleşmiş. Ve bugünkü haliyle; edebi teoriyi ( Nazari tenkit) ve günlük tenkidi (Review) içine alacak şekilde kullanılmaya başlanmış.
    Günümüz yaşam koşullarında yaygın manası: Bir sanat eserinin ister şahsi zevke, ister bazı estetik prensiplere göre, sistemli bir şekilde değerlendirilmesi.

    Herhangi bir sanat eserinin başarısı, muhtevadaki unsurların uyumlu bir bütün sağlamasıyla ölçülür. Bu vesile ile ifade etmem gerekirse, özenle hazırlanmış mükemmel bir çalışma. Burada Denis Diderot 'un,
    " Mükemmellik ile ilgili fikirler görecelidir! " cümlesini telaffuz etmek isterim ki elbette benim mükemmel gördüğüm bir esere, herkesin aynı doğrultuda yaklaşmasını beklemem olanaksız hatta neredeyse imkansız!...

    Neticeyi tayin, ben bir akademisyen değilim!... Fakat edindiğim kazanımlara göre kaleme alınan eserlerde ister akademik bir lisan, isterse de günlük bir lisan kullanılsın, dikkate değer gördüğüm mühim unsurlar eserin akıcı olması, akılda kalması ve muhteva olarak belagatli sözlere fazla müracaat edilmemesi.

    Eserin zihin dünyama katkısı herşeyden önce, tenkidin edebi değerlere dayanması gerektiği. Mütemadi eserlerin yazarlardan ayrı müstakil bir vakıa olduğunu ve yapılan tenkidlerin bu düşünce doğrultusunda hareket edilerek değerlendirilmesini savunanlardanım. Site genelinde sıklıkla denk geldiğim bazı incelemeler var ki eser hakkında değerlendirilme yapılması gerekirken, yazarın benimsediği muhalif görüşleri esere yansıtılmakta. Ki buna verebileceğim en güzel örnek, Necip Fazıl. Yazar hakkında herhangi bir malumata sahip değilim! Ayrıca eserlerini okumak şu ana kadar kısmet olmadı lakin ilerleyen süreçte okumayacağım anlamına da gelmez! Aklımın kabul de zorlandığı okurların, büyük resme odaklanması gerekirken detaylar da kaybolması!... Eser hakkında olumlu ya da olumsuz bir tenkidde bulunamazken eseri tecrit ederek yazarı tenkid etmek!
    Enterasan, bir yaklaşım...

    Tenkidin mahiyeti ve Servet-i Fünun yazarları hakkında bilgi sahibi olmak isteyen okurlara tavsiye olunur...
  • Her başlangıçta biraz yapmacık, biraz özenti vardır. Mesele, evvelâ iyiye özenmekte, sonra bu özenilen şeyi benimseyebilmektedir.
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    Sayfa 267 - Dergah Yayınları
  • 248 syf.
    ·Beğendi·10/10
    öncelikle mert adaş'la birlikte kendisinin, selman kayabaşı'nın öğrencileri olduğunu belirteyim. en azından internetteki yazılarında bu yönde ifadeleri var. diğer yandan istihbarat ve güncel siyasi konularda oldukça fazla ilginç makaleler de yayınladılar.

    bir önceki tanıtımda bahsettiğim üzere yeni yazarlardaki gereksiz detay ve tasvir sorununu bu kitapta da görüyoruz. neyse ki bunu kısa yapmış.

    eğer kitaba gizli ipuçları yerleştirmeye çalışmıyorsa, birçok kere sokak adı, kapı numarası, yolların tarifi gibi detayların bir romana koyulmasına anlama veremiyorum. karmaşayı artırmaktan başka bir işe yaramıyor.

    yazarın sigara içtiğini biliyorum ve kitapta davranışsal olarak sigara güzellemeleri yapması hoşuma gitmedi. bu vesileyle kendisini benim "sigara düşmanlıktır" başlığıma hassaten bekliyorum!

    sürekli şikayet ettiğim tarih sorunu kitapta kısmen vardı. fakat konuların girişinde "... görüşmemizden 14 ay geçmişti..." gibi ifadelerle zamanın neresinde olduğunuzu hatırlatması oldukça hoştu. kitapta genel olarak karakter karmaşası da görmedim.

    anlatımın edebiyatçı romanlarının bir seviye altında ama ülkemizdeki kozmik kurgu romanları ortalamasının bir miktar üzerinde olduğu söylenebilir.

    her iki yazar kendi yaş ortalamalarının çok ötesinde bilgi ve birikime sahip olduklarını zaten internetteki makalelerinde gösteriyorlar. tabi muhtemelen yaş ve tecrübe farkı avantajı dolayısıyla talha aytekin'in mert adaş'tan bir tık daha iyi kitap yazmış olduğunu söyleyebilirim.

    * * *

    kitapta verilmek istenen mesaj türk devlet aklının harekete geçtiği ve sanıldığının aksine hiçbir zaman boş durmadığı. öyle ki neredeyse görünen (gösterilen) her şey aslında planın bir parçası.

    diğer yazı ve videolarında da hep bu mesajı veriyorlar. peki bunları nereden biliyorlar derseniz, elbette uygun bir açıklaması vardır.

    kitapta atilla adlı bir genç sokaklarda serserilik yaparken kendini devletin kollarında buluyor. zaman içinde türk ordusuna bağlı gizli "kimliksizler" kanadında yükseliyor. nihayet 15 temmuz uluslar arası şeytani darbe girişimine karşı rol alıyorlar.

    hatta ömer halisdemir'in bile aslında bu tür gizli bir ekibe dahil olduğunu söylüyor.

    kitabın birçok yerinde ezber bozan tarihi ve siyasi notlar var. bunlara oldukça şaşıracağınıza eminim. bense diğer yazılarını takip ettiğim için alışkınım!

    vatikan, gladio, küresel hanedan çetesi, opus dei gibi pek çok konuda ilginç bilgiler veriyor.

    buradaki güncel siyasi ve tarihi meselelere ilgili duyan akil arkadaşların muhakkak okuması gereken güzel bir eser.
  • Hiç kuşkusuz çağının en zeki insanlarından biri olan Aristoteles, dostluk üzerine son derece zekice makaleler yazmış olmasına ve akla gelebilecek her konuda (uzun bir düşünme molasının ardından) etkileyici konuşmalar yapabilmesine rağmen, ahir ömründe, en sevdiği şey olan sıcak yağ banyolarının tadını çıkarırken şöyle demişti: “Yalnızlığım ve dünyadan kopukluğum arttıkça, mitleri giderek daha çok sever oldum.” Dostluk hâlâ bir mitti.
  • 995 syf.
    Evet şimdi Kaşgarlı Mahmud'u yerden yere vuracağız. Şaka şaka kafayı mı yedik ay. Gönül isterdi ki arşivimdeki makaleleri şuracığa dizeyim, amme hizmeti edeyim falan.

    Fakat deli mi gönül niye istesin? Herkes arasın bulsun. Alt yapı şartı var. Babanızın evi değil, amenizin köyü değil. Suat Batur çevirisine alıntı koyan bile olmuş. Görünce oooy dağlar çektim. Yalan yok.

    Size ezberden künye sayıp dökmeye gerek bile görmüyorum. Bu vatanda evlatsanız bu temel metinleri bileceksiniz. Elin uşağı Poeyi bile yedirmiyor.

    Kalmış ki üzerine senelerdir sempozyumlar, kitaplar, makaleler yazılmış, Türk dilinin kurucu metnini bilmemek müthiş ayıp.

    Açın okuyun demiyorum fakat genel bir bilgi edinin. Kendinizi savunmanız için saha. 'At var meydan yok, meydan var at yok.'
  • Hayatta mâna yoktur (...)