Mehmet Peker

Ne yapmak istediğini bilmemek kadar acı verici bir şey daha yoktur. Ne istediğini bilememek insana verilmiş en yırtıcı işkence türlerindendir...
Reklam
Belki karşılaşırız diye hatta karşılaşabilmek için bildiğim tüm duaları okuyup Allah'a yalvararak aylarca it gibi sokaklarda dolaştım. Gidebileceği heryere gittim, geçebileceği tüm sokaklardan geçtim, sevdiği tüm mekanları, tüm mağazaları dolaştım. Karşılaşsak ne olacaktı bilmiyorum, ne diyecektim, niye karşılaşmak istiyordum.. Karşılaşmadık. Bende zamanla kabullendim bazı şeyleri. Benim aylarca o'nunla karşılaşma umuduyla ayaklarımı parçaladığım zamanlarım oldu, o istese beni bıraktığı yerde bulurdu. İstememiyordu demek ki, bu yolun da sonu buydu bana çıkmaz, o'na otoban! Gün geçtikçe de iyileştim, hastalıktı abi bende. Zamanla alıştım, yokluğuna. Aklıma geldiği gecelerde ağlaya ağlaya uyuyakalıyordum ama eskisi kadar da acımıyordu işte. Koydum kafama "vazgeçeceğim" dedim. Ağlaya ağlaya, yana yana vazgeçeceğim. En azından umudumu yitirmiştim. Umut işkencedir, böyle zamanlarda. Bir gün oturuyorum bi yerde, bi baktım bu. Tornavida soktular sanki ciğerime, yutkunamadım. Geçti oturdu karşıma dizlerim titriyordu "unutamadım seni" dedi. Pazarda annesini kaybetmiş çocuk çaresizliği ile tuttum elinden. Yine gitti, Yine geldi. Ne gidişi bitti, ne gelişi. Ne "gitme" demeye izin verdi, ne de "gelme" demeye fırsat. Ben ne zaman unutmaya, vazgeçmeye karar versem beni seviyormuş gibi davrandı abi. İnandım. Ben o'na her seferinde en az bir dine inanır gibi, inandım. Her aşkta biri yanar ya illa, bu aşkın günah keçisi benmişim. Her aşkta biri ölür ya illa, bu aşkın da ölmesi gerekeni benmişim..
ayrılır. annenle, baban. siyah, beyazdan. yıldızlar, geceden. tuzundan, deniz. kan, damarından. -ayrılırız canım içi, ansızın. kaçarız vedalardan. alışılır. yalnızlığa. kırgınlığa. ya siyaha, ya beyaza. uyunur yıldızsız gecelerde de. yüzülür tuzsuz denizlerde. -alışırız canımın içi, mecburen unuturuz. kaçarız anılardan. özlenir. çocukluğumuzun bayram sabahları. samimiyeti dostlukların. kavgaların mertliği. şehveti hislerin. -özleriz canımın içi, apansız. kaçarız arzularımızdan. unutulur. her gün değişir insanın öncelikleri. yeni bir acıya sığınır yara izleri. her gün yaşamak telaşı büyür. büyür insanın korkuları, elleri gibi.
Bekareti bozulmamış birkaç ürkek gülücük kaldı gamzelerimde hadi hayat,beline kuvvet.
Çok okurdu, çok bilirdi. Bu yüzden bu kadar umursamazdı zaten. Herşeyin farkındaydı, ne acı ama. Büyük resmi en uzaktan görüyordu. Anlamsızdı herşey, seviştiği bütün insanlar hiçti, güldüğü bütün anlar, üzüldüğü, ağladığı, tadına baktığı bütün duygular, yaşadığı, gördüğü her yer ve her insan, hepsi hiçti aslında. Öleceği günü sabırsızlıkla bekliyordu, ama hiç bir zaman bunu kendisi sonlandıramadı, her ne kadar düşünsede belkide doğası gereği hayatta kalmaya çalışıyordu, veya arkasında bırakacakları için üzülüyordu, ama bu da hiçti aslında, çünkü o öldükten sonra bunların hiçbirini bilemeyecekti zaten. Çok okurdu, ama bütün bu okudukları toprağa karışacaktı, bir ağaç yaprağında can bulacaktı belkide, hiç bir şey ifade edemeyen düşünceler. Bir sonbaharda kopup gidecekti yine toprağa, sonsuza kadar bu böyle devam edecekti. Defalarca kez başka düşüncelerle birlikte parçalanıp, karışıp, anlamsız olarak bir yerlerde can bulacaktı. Asla tek parça haline gelemeyecekti artık, bundan dolayı asla bir daha "O" olamayacaktı...