Hakkında yazılanlar doğruysa, Tolstoy bir keresinde trenle seyahat etmek üzere istasyona gittiğinde, bir toprak sahibinin metresi olan genç bir kadının intiharıyla karşılaşmıştır. Yıllar sonra “tek sahici romanım” dediği bu bin küsür sayfalık dev eseri yazmak üzere masasının başına geçtiğinde şahit olduğu o kederli sona doğru yapılan yolculuğu zihninde kurgulamaya başlar. Ve " Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır. " diye başlar yazmaya.
Roman başlangıçta birbiriyle uzaktan yakından hiçbir bağı olmayan iki karakter üzerine inşa edilmiştir: İlki herkesin herkesi tanıdığı, herkesin herkesi ziyaret ettiği sosyetenin gözde gelinlerinden, devlet adamı Aleksey Karenin’ in karısı, Anna Karenina’ dır. Anna kocasına büyük bir aşkla bağlı olmasa da hayal edebileceği her şeye sahiptir, ya da öyle olduğuna inanmaktadır. Ta ki, romanın ikinci kahramanı genç, karizmatik Vronski ile tanışana kadar. Eserin paralel öyküsü ise yazarın kendisini temsil eden, doğanın içinde mütevazı bir yaşam sürmeyi tercih eden Levin ile Vronski’ ye aşık olduğu için Levin' in evlenme teklifini reddeden Kiti adlı genç kadının etrafında gelişir. Bir yanda genç bir rütbeli askerin aşkı uğruna ailesini ve sahip olduklarını terk etmeyi göze alan sosyetik bir kadın olan Anna Karenina. Öte yanda sıradan bir yaşam düşleyen ve kendinden daha üst bir sınıfa mensup bir kadına aşık olan, bu durum karşısında ne yapacağını kestiremeyen genç bir çiftçi kimliğini taşıyan Levin. Yazar böylece üst tabakadan insanların ve işçi sınıfının on dokuzuncu yüzyıldaki konumlarını, kendi içlerindeki ilişkilerini ve birbirleri hakkındaki düşüncelerini, önyargılarını anlatırken, kast sistemi içindeki çekişmeleri de okurları için yorumlamaktadır.
Tolstoy bu romanı bunalımın