genel hikaye güzeldi ama karakterlere hiç ısınamadım desem yeri. ana kız karaktermiz alice'e yine biraz ısındım ama ana erkek karakterimiz olan hayden'ın uzun boylu olma dışında hiçbir kişilik özelliği yok. anladık, uzunsun. lütfen hayden'ın boyunun ne kadar uzun olduğuyla ilgili bir cümle daha okumak istemiyorum.
alice ve hayden, margeret ives'ın hayat hikayesini yazmak için bir nevi yarışa giren iki gazeteci. hayden pullitzer ödüllü bir yazarken alice hâlâ daha kariyerindeki o yükseliş noktasını bekliyor. genel olarak kurgu hoşuma gitti, bu tarz bir gazetecinin tanınmış birinin hayatını yazmak için o kişiyle röportaj yapması vs. çok hoşuma gidiyor. ama karakterler o kadar sıkıcı ki konu bile bir yerden sonra umurumda olmadı. hayatımda bir kitabı okurken bu kadar süründüğümü hatırlamıyorum.
şu kitaba sırf alice için dayandım desem yanlış olmaz bence. alice okuması çok güzel bir karakterdi. azmini, pozitifliğini, her şeyde iyi olanı görme çabasını çok sevdim. bakış açısını okumaktan keyif aldım. hayden?? kendisiyle ilgili bildiğim tek şey boyunun uzun olması ve pullitzer ödülünü kazanmış olması. anlaması çok zor bir karakterdi benim için, o yüzden keşke hayden'ın bakış açısından da okuyabilseydik. çünkü gerçekten anlamak ve sevmek istediğim bir karakterdi.
bu kitapta sevdiğim başka bir şeyse aşk ilişkilerinin çok odak olmamasıydı. yine de bazı yerlerde odak noktasının margaret'ın hayat hikayesi olmasından bıkmıştım çünkü bir yerden sonra sıkıcı geldi bana. ama bu kitabın romantik olarak pazarlanması çok saçma. eğer romantik bir kitap olduğunu düşünüp okuyacaksınız okumayın çünkü çok az okuyoruz ilişkileri hakkında.
bence çok potansiyeli olan bir aşk hikayesiydi, rivals-to-lovers trope'unu çok seviyorum. sadece alice ve hayden'ın ilişkilerinin gelişimini okumak