catriona

catriona
@marchand
c2 seviye reading slump
19 kütüphaneci puanı
120 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
Puan vermedi·436 syf.·
2025 193. kitabı
aylardır turkceye cevrilmesini bekliyordum ama pdf'ini bulunca bari okuyayim dedim ve en sevdigim kitaplardan biri oldu. zaten uzun zamandir fredrik backman'in kitaplarini okumak istiyordum, sadece dogru kitabi bulmayi bekliyordum. goodreadste takip ettigim herkesin bu kitaba 5 yildiz verdigini gorunce benim de okumamin zamani gelmis dedim. ve bence fredrik backman'i okumaya baslamak icin en dogru ve mukemmel kitabi secmisim. oncelikle bazilari louisa'yi sinir bozucu bulmus ama o da kendince hakliydi. sonucta sadece 18 yaşındaki bir kiz ve yasindan daha buyuk sorumluluklar altinda ezilmek istemiyor. o yuzden aldigi kararlardan dolayi asla kizamadigim bir karakter. hele ki ted'le aralarinda olusan arkadaslik o kadar tatli ki. her ne kadar ted'in sinirini de bozsa onu hic terk etmemesi, sabirla sorularina cevap vermesi, kalbi kirilmasin diye hikayenin uzucu kisimlarini kismen degistirmesi... bu kitapta en cok baglandigim karakter ted sanirsam. aslinda en basta kim'di fakat kitap ilerledikce ve ted'i tanidikca ona daha cok benzedigimi fark ettim. en basta gruptaki en nahif olanin sanatci ruhu yuzunden kim oldugunu dusunurken sonradan ted oldugunu fark ettim. joar ve ali... onlar hakkinda ne soylesem spoiler olacak gibi geliyor. ama joar'in ali'ye olan bagliligi goz yasartici. arkadas grubunun hikayesi cok guzel yazilmis gercekten. yazarin hikaye anlaticiliginin iyi olmasini bekliyordum ama bu kadar begenecegimi dusunmemistim. karakterlere o kadar baglandim ki asagi yukari 8 saatte bitti. ama benim gozumde bu hikayenin asil kahramani kim degil, onu sanata yonlendirip cesaretlendiren christian. kim'le oturup duvar boyadigi o sahne cok guzeldi bence. evet, christian'in annesi hep oglunun bir sanatci olacagini dusunerek onu yetistirse de bu olmamis. ama onun yerine,
My FriendsFredrik Backman · Simon and Schuster · 202519 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·162 syf.·
2025 41. kitabı
Genel olarak wattpad kitaplarında şikayetçi olduğum konu gereksiz bir sürü detay yazılıp asıl konunun çok üstünde durulmaması olurdu. Bu kitapta da bana göre hiç detay yoktu ve olaylar yüzeysel geçilmiş gibi geldi bana. Olaylar oldu bittiye getirilmiş gibi geldi bilmiyorum belki de sorun bendedir. Kitapla ilgili genel sorunum karakterlere bağlanamamam oldu bence. Olaylardansa karakterlere daha önem veren biri olarak dünyanın en kötü konusuna sahip olsa bile karakterleri sevdiysem kitabı okurken eğlenebilen biriyim. Dediğim gibi fazla yüzeysel geldiği için ana karaktere bile bağlanamadım. En fazla Rhys ve Galatriel arasında diyalogları okuduk ama hiçbiri ilgimi çekmedi açıkçası. Rhys ve Cameron arasındaki abi-kardeş ilişkisini kesinlikle daha fazla okumak isterdim bu kitapta. Toplasan 4 veya 5 tane kısa diyalogları vardır ancak hepsi de bana çok güzel geldi. Ama bu kadar az olunca bir anlamı kalmadı benim için. Rhys ve Cameron arasındaki kardeşlik ilişkisini okumak bana eğlenceli gelirdi. Hem birbirlerini korudukları hem de sıradan anları görmek hoş olabilirmiş. Veya çocukluk anılarını da okumak isterdim. Bence bu kitabın potansiyeli en yüksek karakteri Aoda'ydı ve bu fırsat da kullanılmamış. Aoda da ana karakterimizin tesadüfen bulduğu kılıcın içine hapsedilmiş bir şeytan. Aoda'yı sadece Galatriel ile arada sırada konuşurken görüyoruz. O da geçmişte Galatriel ile aralarında yaşananlar ve gelecek planları hakkındaydı. Aoda'nın sadece oturup Galatriel ile konuşmak yerine başka karakterlerle konuşması da hoş olabilirdi. Aoda kitapta etkin bir karakter olsa kitaba ayrı bir hava katardı bence. Geçmişte yaşananları bir kereliğine Aoda'nın ağzından okumak isterdim açıkçası. Bence en başta kılıç ile ilgili bir prolog bölüm olabilirdi. Aoda, ilk kral ve kraliçe arasında
Camelot PrensiEzgi Deniz · Kaktüs Sanat Yayınları · 202511 okunma
Puan vermedi·288 syf.·
2025 185. kitabı
kitap üç kısımdan oluşuyor ve her birinde farklı bir karakterin bakış açısından okuyoruz. ilk kısım lillian'ın bakış açısından. iş yerinde çalışırken ryan isimli bir genç adamla karşılaşıyor, ryan da galeri açmak isteyen bir sanatçı. ryan ona çıkma teklifi ediyor ve yemeğe çıkıyorlar. aradan 2 yıl geçtikten sonra evleniyorlar. hatta bir yıl sonra da georgette, kısaca jet isimli bir kızları oluyor. ancak bir süre sonra ilişkilerinde büyük bir sorun yaşanıyor. ve bu bölümde genel olarak lillian'ın ryan'la olan ilişkisini okuyoruz. ikinci kısım jet'in bakış açısından. artık 19 yaşına gelmiş ve büyükannesiyle yaşıyor. bu kısım jet'in yakın arkadaşı kendi'yle ve babasıyla olan karmaşık durumlarına odaklı. okumadan önce en çok jet'in bakış açısını severim diye düşünmüştüm ama en sıkıldığım bölüm oldu. en son kısım da ryan'ın bakış açısından ve kitapta en sevdiğim bakış açısı oldu. burada ryan artık yaşlı, jet de 20-30 yaşlarında. bu bölüm de ryan'ın jet'le olan baba-kız ilişkisi ve ryan'ın bağımlılığı hakkında. okumadan önce en nefret edeceğim bölümün bu olduğunu düşünmüştüm ama yanılmışım. ryan'ın pişmanlıkları ve değişme çabaları yüreğime dokundu. hatta yazdığı mektupları okurken nedense ağladım. ve en sonda 2019'dan bir epilog bölüm var. ve yine ağladım. apricity çok tatlı bir karakter, ryan'a olan sevgisi gözümü yaşarttı. eminim bu türde yazılmış çok daha iyi romanlar vardır ama ben bu tür çok okumadığımdan çok sevdim. kitap her ne kadar mükemmel bir aileye sahip olmaya ve mükemmel ebeveynler olmaya çalışsak da bunun mümkün olmayacağını anlatıyor. ve bence başarılı da olmuş.
The Bright YearsSarah Damoff · Simon & Schuster · 20253 okunma
Puan vermedi·432 syf.·
2025 176. kitabı
genel hikaye güzeldi ama karakterlere hiç ısınamadım desem yeri. ana kız karaktermiz alice'e yine biraz ısındım ama ana erkek karakterimiz olan hayden'ın uzun boylu olma dışında hiçbir kişilik özelliği yok. anladık, uzunsun. lütfen hayden'ın boyunun ne kadar uzun olduğuyla ilgili bir cümle daha okumak istemiyorum. alice ve hayden, margeret ives'ın hayat hikayesini yazmak için bir nevi yarışa giren iki gazeteci. hayden pullitzer ödüllü bir yazarken alice hâlâ daha kariyerindeki o yükseliş noktasını bekliyor. genel olarak kurgu hoşuma gitti, bu tarz bir gazetecinin tanınmış birinin hayatını yazmak için o kişiyle röportaj yapması vs. çok hoşuma gidiyor. ama karakterler o kadar sıkıcı ki konu bile bir yerden sonra umurumda olmadı. hayatımda bir kitabı okurken bu kadar süründüğümü hatırlamıyorum. şu kitaba sırf alice için dayandım desem yanlış olmaz bence. alice okuması çok güzel bir karakterdi. azmini, pozitifliğini, her şeyde iyi olanı görme çabasını çok sevdim. bakış açısını okumaktan keyif aldım. hayden?? kendisiyle ilgili bildiğim tek şey boyunun uzun olması ve pullitzer ödülünü kazanmış olması. anlaması çok zor bir karakterdi benim için, o yüzden keşke hayden'ın bakış açısından da okuyabilseydik. çünkü gerçekten anlamak ve sevmek istediğim bir karakterdi. bu kitapta sevdiğim başka bir şeyse aşk ilişkilerinin çok odak olmamasıydı. yine de bazı yerlerde odak noktasının margaret'ın hayat hikayesi olmasından bıkmıştım çünkü bir yerden sonra sıkıcı geldi bana. ama bu kitabın romantik olarak pazarlanması çok saçma. eğer romantik bir kitap olduğunu düşünüp okuyacaksınız okumayın çünkü çok az okuyoruz ilişkileri hakkında. bence çok potansiyeli olan bir aşk hikayesiydi, rivals-to-lovers trope'unu çok seviyorum. sadece alice ve hayden'ın ilişkilerinin gelişimini okumak
Great Big Beautiful LifeEmily Henry · Penguin Books Ltd (UK) · 202516 okunma
Puan vermedi·304 syf.·
2025 129. kitabı
başta güzeldi aslında. yani sıradan bir slasher filmini anımsattı. sona kadar gayet ortalama gidiyordu ama sonda katilin bu cinayetleri neden işlediğini de öğreniyoruz ve aşırı saçma geldi. cj'in babası çocuklar küçükken kurt maskeli bir katil tarafından öldürülüyor. anneleri de daha sonra bir daha böyle bir şey yaşarlarsa diye çocuklara bir nevi kendilerini korumayı öğretiyor. bir gün cj'e bir kitap geliyor. ve bu kitapta kurt maskeli bir katilin yeniden insanları öldürmeye başlamasıyla alakalı. kitabı moon satter yazmış olarak gözüküyor ki moon satter bu kurt maskeli katilden esinlenerek kitaplar yazmış biri. ancak cj'e gelen kitap basılmış bir kitap değil. ertesi gün okula gidince gerçekten de kurt maskeli bir katil ortaya çıkıyor. ancak kitapta ilk nadia ölürken gerçekte taylor ölüyor. daha sonra bu katil cj ve ailesinin peşine düşüyor. cj, nadia ve sebas da bu katilin kim olduğunu çözmeye çalışıyorlar. bir yandan da başlarına gelen şeylerin kitaptakine çok benzediğini falan fark ediyorlar ve bu konuda yazara ulaşmaya çalışıyorlar. ilk başta 90'lar slasher filmlerini çok anımsattı okurken. dediğim gibi gayet ortalama devam ederken yazar sonda batırmış bence. ama katilin kim olduğunu öğrenince biraz şaşırmıştım çünkü çok fazla ihtimal vermediğim bir karakter çıktı. söyleyecek pek de bir şey yok, sadece zamanımı boşa harcamış gibi hissediyorum. karakterler gayet sevilesiydi ama yine de daha fazla beklentilerim vardı. belki de ondan sevmemiş de olabilirim.
How to Survive a SlasherJustine Pucella Winans · Bloomsbury YA · 20252 okunma