Hâlbuki mümkün olanla kanaat etseler , hayyallerindekini hakikat zanmekten vazgeçseler bu böyle olmaz. Herkes tâbi olanı kabul eder , ortada ne hayal sükutu ,ne inkisar kalır... Bu halimizle hepimiz acınmaya layıkız ; ama kendi kendimize acımalıyız. Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki ,ne kendimizi bu kadar büyük , nede başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur....
Berlin'de senenin ancak 100 gününde hava açık ve güneşli,iki yüz altmış beş gününde kapalıdır.limonlukların projektorleri ve suni güneşleri bu ağaçların ışığa ve sıcağa alışmış gövdelerini doğurabilir mi? Buna rağmen yaşıyorlar, kurumuyorlar... Ama buna yaşamak denir mi? Canlı bir mevcudu kendisine uygun olan iklimden ayırarak , bir kaç meraklının keyfi için bu berbat şartlara tabi etmek bir nevi işkence değil midir?.