- Sevmek ya da sevmemek. Dalga ya da parçacık. Belki de Painter ve Lisa için bu hâlâ ber ikisiydi. Yalnız zamanın halledebileceği, dengede kalmış bir potansiyeldi…
- Tekrar Panter'ın üzerine eğilirken hiçbir yanıt bulamamıştı. Tüm bildiği, onun yaşamasını istediğiydi. Başkalarından hatta kendinden bile onun için ne kadar derin duygular beslediğini saklamayı becerebilirdi ama artık bunu yapmayacaktı. Kalbini açtı, incinebilirliğinin parlamasına izin verdi. Belki de o güne kadar yaşamında eksik olan şey, erkeklerin ondan uzaklaşmasının nedeni, kendi kaçışının nedeni buydu. Böylece kimse onun ne kadar kolay incindiğini göremiyordu. İncinebilirliğini bir profesyonellik ve erkeklerle rastgele oynaşma zırhı altına gizlemişti. Kalbini saklamıştı. Painter yaşamına girdiğinde bir dağ başında yalnız olmasına şaşmamak gerekti. Ama artık öyle değildi…