Sadece yemek bulmak için kanat çırpan vasat bir sürü, sınırları yıkmak ve gökyüzünde rüzgarla bir olmak adına sürgün edilmeyi göze alan cesur bir ruh... Richard Bach’ın felsefeyi, özgürlük fikrini ve alegoriyi dâhice harmanladığı o muazzam eseri "Martı Jonathan Livingston"ı okumak; modern dünyanın size dayattığı tüm yapay sınırları elinizin tersiyle itip, kendi gökyüzünüzde özgürce kanat açmak demek. Kurgusu ve barındırdığı muazzam ilhamla zihninizi saracak bu görkemli şaheseri kesinlikle tavsiye ederim.
Amerikalı yazar ve pilot Richard Bach’ın 1970 yılında yayımlanan, edebiyat dünyasında bir manifesto niteliği taşıyan ve milyonlarca insanın vizyonunu değiştiren anıtsal eseri "Martı Jonathan Livingston", kalıpları yıkmayı, özgürlüğü ve mükemmelliğe ulaşma arzusunu masalsı bir alegoriyle sunan sarsıcı bir felsefi ve kişisel gelişim başyapıttır. Roman; sadece hayatta kalmak ve karın doyurmak için uçan bir martı sürüsünün aksine, uçmayı bir sanat, bir varoluş amacı ve sınırları aşma aracı olarak gören sıra dışı martı Jonathan’ın o soluk soluğa mücadelesini odağına alır. Richard Bach; Jonathan’ın sürünün muhafazakar otoriteleri tarafından dışlanıp sürgün edilmesinin paralelinde, bireyin sürü psikolojisine, dogmalara ve vasatlığa karşı başkaldırısını kurguya dâhice entegre eder. Yazar; Jonathan’ın sınırları zorlayan uçuş denemelerini, mentörü Chiang’dan aldığı bilgelik derslerini ve nihayetinde kendi sınırlarını aşarak ulaştığı o ruhani aydınlanmayı cerrah titizliğiyle işler. Bach’ın o duru, şiirsel, her yaştan okurun kalbine doğrudan dokunan ve gökyüzünün o özgürleştirici atmosferini fısıldayan görkemli dili; bu kısa anlatıyı basit bir çocuk hikayesi olmaktan çıkarıp, insanlığın potansiyeliyle, özgürlük aşkıyla ve kendini gerçekleştirme arzusuyla olan ezeli imtihanını anlatan çok katmanlı edebi bir anıta dönüştürür.
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,5bin okunma
Richard Bach’ın 1970 yılında yayımlanan Martı Jonathan Livingston (Jonathan Livingston Seagull), hacmen küçük ancak taşıdığı anlam bakımından devasa olan, modern edebiyatın en popüler alegorik kült
"Çoğumuz öylesine yavaş geliştik ki. Dünya değiştirdiğimizde, vardığımız yer hemen hemen aynısıydı terk ettiğimizin; nereden geldiğimizi hemen unutarak ve geleceğe aldırmayarak günübirlik yaşadık. Karın doyurmanın, didişmenin, sürü içinde iktidar hırsının ötesinde değerler olduğunun bilincine varmak için kaç yaşamdan geçtik dersin? Binlerce Jon, on binlerce! Sonra da yetkinlik denen şeyin varlığını öğrenmek için yüz yaşam ve ona ulaşmak için bir yüz yaşam daha. Şimdi aynı kural bizim için yine geçerli elbette: Gelecekteki dünyamızı burada öğrendiklerimizle kurarız. Bir şey öğrenmedik mi, geleceğimiz şimdikinin eşi olur. Hep aynı sınırlamalar, üstesinden gelmemiz gereken kurşun gibi ağır bir tekdüzelik... hep aynısı."
Jonathan…
Gördüğüm bütün martılara verdiğim isim. Çok kıskanıyorum onları desem yalan da olmaz. Çünkü yaz-kış hep denizdeler. İnsanlar yazın denizden çekildiği zaman bütün deniz martılara kalıyor ki