Ali Emrah, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

Yaptığım tek şey seni sevmek ve seni düşünmekti.

Martin Eden, Jack London (Sayfa 215)Martin Eden, Jack London (Sayfa 215)
Ali Emrah, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okuyor

Elinin kızın eline değmesi, hayatta edebileceği her laftan çok daha güçlü; kuvvetinin onun hayal dünyasındaki çekimi, yayımlanmış aşk şiirlerinden de, aşıkların bin nesil boyunca söyledikleri tüm sevda sözlerinden de daha akıl çekiciydi.

Martin Eden, Jack London (Sayfa 195)Martin Eden, Jack London (Sayfa 195)
Ali Emrah, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okuyor

Ellerini kollarını bağlayan bir şey daha vardı. Daha önce kimseye aşık olmamıştı. Kadınlarla dolu geçmişinde kimini beğenmiş, hatta bazılarından büyülenmişti, ama onlara sevdalanmanın ne demek olduğunu öğrenmemişti.

Martin Eden, Jack London (Sayfa 194)Martin Eden, Jack London (Sayfa 194)
Öznur İlter, Martin Eden'i inceledi.
9 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yazarın en sevdiğim kitabıdır. Benim açımdan başucu kitapları arasında yer alır ve her okuyuşumda başka bir şey öğrendiğim ender kitaplardandır. Martin Eden’ın yaşadıkları eminim ki onun hikayesine ortak olan herkesi derinden sarsacaktır.

~ F e y z a ~, bir alıntı ekledi.
 22 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Willam Ernest Henley -Invictus
“En ağır silleleri vursa da kader,
Ezilir belki ama eğilmez başım”

Martin Eden, Jack London (Sayfa 325 - İş Bankası Kültür Yayınları)Martin Eden, Jack London (Sayfa 325 - İş Bankası Kültür Yayınları)
~ F e y z a ~, bir alıntı ekledi.
Dün 22:19 · Kitabı okuyor · Beğendi

“Düşünebildiklerini sanan bu düşünce fakirleri, hakikaten düşünebilen üç beş kişinin hayatını belirliyor üstelik.”

Martin Eden, Jack LondonMartin Eden, Jack London
Rıdvan, bir alıntı ekledi.
Dün 21:23 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kimsenin kendisini yemeğe davet etmediği, açlık çektiği, hatta açlıktan karnının yapıştığı günleri anımsadı. Asıl o zaman, ihtiyacı vardı bu yemeklere. Bu dönemde kimse elinden tutmamış, o yemekler olmadığı için kuvvetten düşmüş, baygınlıklar geçirmiş, açlıktan kilo vermişti. Çelişki de buradaydı zaten. Yemeğe ihtiyacı olduğu zamanlar kimse yemek vermediği gibi yemeğe de davet etmemişti. Oysa şimdi binlerce yemek satın alabilirdi, paraya pula ihtiyacı yoktu, ama tuhaf olan şimdi sağdan soldan yemek davetleri almasıydı. Neden ama? Bunda hiç adalet yoktu; üstelik kendisi bu yemekler için bir liyakat kazanmamıştı! Oysa hiç değişmemişti o.

Martin Eden, Jack LondonMartin Eden, Jack London
Rıdvan, Martin Eden'i inceledi.
 Dün 20:41 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 10/10 puan

Tekrar tekrar tekrar okunacak okunup ders alınacak muhteşem bir yapıt.Bir insan kitabın bitişine ne kadar üzülebilir? okumaya başladığım andan beri kitabın sonuna kadar sanki kitabın içinde başka bir dünyaya seyehate çıkmışım gibi veyahut o seyehatte bu olanları kendim yaşamış gibi hissettim. Bu nasıl anlatılabilir bir son? Bu böyle nasıl bitebilir? İçimizi umutla ve karamsarlıkla aynı anda birşeyleri elde etmek için çok uğraşmanın gerektirdiğini ve aynı oranda elde ettiğin şeyin bir çırpıda nasıl yok edeceğinin serumunu aşılıyor kanımıza.Bu Burjuvazi ve Emperyalistliğin bir vahşeti ve sonucudur. Kanımızı emenlerin ve emdikçe sarhoş olanların sevgi dolu gösterisidir.Tarihten günümüze kadar insanoğlu eşit olamamıştır,sosyal bir sınıf henüz kurulamamıştır.Ezen vardır,Ezilen vardır, ve beyni ile ruhu ezenlerin yanında duranlar vardır, işte bu kesime Karl Marx ve Friedrich Engels "kapitalist orta sınıf'' demişlerdir... Neyse, diyeceğim o ki; artık maskelerinizden kurtulmanın vakti gelmedi mi yapmacık sahte sevgi yönlü maskenizi atmanızın tam vakti.İnsanı insan olduğu için sevmeliyiz.Doları,arabası,dayısı var diye değil. Ah Martin! Umutlarını yitirip kendini ruhen öldürmek ne kadar kötü birşeymiş.Kokuşmuş bir dünyadan atlamak;sonsuzluğa. ne kadar kötü.

Martin Luther; Cehennemi Satın Aldım
Bildiğiniz üzere yüzyıllar önce kiliseler cennetten topraklar satıyorlardı. Cahil halk ise, “ölünce cennette yerimiz hazır olsun” diye bu oyuna alet oluyor, böylece papazlar ve kilise zenginleşiyordu.

Ancak herkes öyle değildi. Bunun bir kandırmaca olduğunu, cennetten toprak satın alınamayacağını söyleyen Martin Luther mahkemeye çıkarılmıştı. Yargı, o zamanlar da dini kullananların elinde oyuncaktı. Duruşma sırasında Martin yargıçlara seslendi;
“Milleti cehennemle korkutup, cenneti para karşılığı satıyorsunuz. Sıkıysa cehennemi satsanız ya?”

Yargıçlardan biri sordu: “Cehennemi kim alır ki?”

Martin Luther “ben alıyorum, neyse parası vereyim” dedi.
Yargıçlar cehennemi Martin’e bedava verdiler!
Duruşma sonunda Martin kapının önüne çıktı ve duruşma sonucunu merak eden binlerce kişiye seslendi:

“Cehennemi satın aldım, benimdir. Bundan sonra oraya kimseyi almayacağım, korkmayın!”

Cehennem korkusu kaybolan halk böylece kilise baskısından kurtulmuştu. Bundan sonra halk özgür beyinlere sahip olmaya başladı ve Almanya aydınlanması 500 yıl önce böylece sıradan ve çok akıllı bir olayla başlamış oldu.