Onu son kez orada gördüm. Soğuk bir yoğun bakım odasının yalnız bir köşesinde uyuyordu. Ciğerleri neredeyse iflas etmiş, solunum cihazına bağlı savaşıyordu. Sessizce yanına geçip yedi yıl önce tutup bırakmama sözü verdiğim elini tuttum yine. Beni duyduğunu, orada olduğumu hissettiğini biliyordum. Ağlayamazdım bu yüzden. "Canım kadın, daha yapacak çok işimiz var. Sen neden uyuyorsun?" Cevap vermedi. Artık uyduğu için gözleriyle de cevap veremiyordu. Halbuki ne güzel gözleri vardı. Uzun uzun konuştum onunla. Bu hastalığı birlikte yenecek, el ele çıkıp gidecektik bu hastahaneden. Olmadı.
Bugün beş ay geçti üzerinden. Hâlâ o odadayım, hâlâ elini tutmuş beni görmeyen gözlerine bakıp gelecek güzel günler diyorum. Gelmeyecek!