Tanrı gerçekse, mastürbasyon yapışımızı izliyorsa ve ona sadece yalvarıp övgüler yağdırdığımızda yardım edecek kadar kırılgan bir egoya sahipse ve kendi yarattığı eş cinsel insanlardan öyle oldukları için nefret ediyorsa bu dehşet verici bir şey.
Tanrı yoksa ve biz sadece uzaydaki bir kayanın üzerindeki ilahi bir amacı ve sonsuz yaşama ulaşma umudu olmayan azgın, mikroskobik karıncalarsak bu da dehşet vericidir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
(…)
iğrenç suratları vardı, insandan çok
cüzzamlı bir köpeğe benziyorlardı
kuru birer ağaç dibine çömelmiş
çürümüş bir dalı kemiriyorlardı
omuzlarında soyulmuş yılan derileri
ellerinde pas tutmuş makaslar
iki ucu da kırık
Geçenlerde siyahi bir kadının konuşmasına denk geldim, şöyle diyordu;
Satrançta hamleler konuşur, diller değil. Sesin sadece 'şah-mat' dediğinde duyulmalı. Hayatı da bir satranç tahtası gibi yaşa: Niyetini gizle, hamleni yap. Başarın senin şah-matın olsun.
Çok çok haklı
Bakışların değdi bana, dokunmadan bile ısıtan bir yakınlıkla.
Nefesinin ritmi kalbime karıştı, aramızdaki sessizlik bile arzuyla doluydu. O an, kelimelere gerek kalmadan, yalnızca hissetmek yetti.