Allah'ın rahmeti sebebiyledir ki sen onlara yumuşak ( hoşgörülü) davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onların kusurlarından geç; onlar için mağfiret dile.( Al-i İmran, 159)
Alemlere rahmet olarak gönderilen Resulü Ekrem efendimiz, bir hoşgörü peygamberiydi. Hz. Aişe (r.a) validemiz O'nun hoşgörüsünden bahsederken; şahsi hiçbir meselesinden, uğradığı zararlardan dolayı kimseyi incitmediğini, intikam almadığını ancak Allah'a ait hak çiğnenirse, onu hiç affedemediğini beyan eder.
Hoşgörü: bir olgunluğun, sabrın, nezaketin ve zerafetin neticesidir. Yaratılmışı hoş görmek yaratana bağlılığın bir tezahürüdür. O'na bağlılığınız, teslimiyetiniz nispetinde mahlûkata ve insanlara, şefkat ve hoşgörü nazarıyla bakabilirsiniz. Allah Resulü kusur aramak, çirkin olanı teşhir etmek yerine, hep güzeli yakalamak taraftarıydı
Hz. Peygamberle eşi Aişe arasında bir konuda tartışma yaşanır, sonunda konunun bir hakeme götürülmesi kararlaştırılır. Hz. Muhammed ( s.a.v) en yakın arkadaşı ve Aişe 'nin babası Hz. Ebu Bekir'i önerir. Hz. Aişe de kabul eder. Hz Peygamber konuyu en yakın arkadaşı ve kayın pederine anlatarak yaşadıkları bu soruna çözüm arar.
Aslında bu davranışıyla bizlere aile hayatımızda çıkabilecek muhtemel sorunların çözüm yöntemini öğretmektedir. Eşler arasında çözümsüz ve huzursuzluk kaynağı olan her konunun sevgi ve muhabbeti zedelediğini görüyoruz. Nisa Sûresi 35. ayette geçtiği üzere, eşler arasındaki çözülemeyen sorunların iki taraftan adil hakemlere götürülerek çözüm aranması emrediliyor. Rabbimiz, gerçekten niyetleri barışmak ise niyetlerin boşa çıkmayacağını vurguluyor.