Kim bilir, belki aşklar da bu endişelerden etkileniyor. Bu yükselme hırslarının, bu insanı kahreden endişelerin peşine takılıyor. Artık masum bir oyun olmaktan çıkıp bir rekabet oyununa dönüşüyor.
Aşk, aşk, aşk…
Belki de her şey Eros’un okuyla başladı.
Fırlattığı oklar bazen iki insanı birbirine yaklaştırdı, bazen sonsuza kadar ayırdı. Kimi zaman imkansız hale getirdi, kimi zaman kavuşanları
Bazı sevgiler narin oluyor; dokunmaya kıyamadığın bir çiçek gibi. Ben de içimde böyle bir sevda taşıyorum. Güzel olduğu kadar kırılgan, huzurlu olduğu kadar hüzünlü bir his bu. İnsan bazen en çok sevdiği şeyi kaybetmekten korkuyor.
Kalbimde masum ama derin bir özlem var. Geçmişte kalan anılar, yarım kalan duygular hâlâ içimde canlı duruyor. Ne zaman hatırlasam içimde ince bir sızı dolaşıyor ama yine de o duygudan vazgeçemiyorum.
Bir yanım hâlâ o güzel günlere dönmek istiyor. Sessiz, sakin ve gerçek olan o sevgiye… Çünkü bazı insanlar insanın içine öyle bir dokunuyor ki gittikten sonra bile etkisi kalıyor.
İçimde hem sevgi hem kırgınlık büyüyor. Bir çiçeği fazla rüzgâr nasıl soldurursa, bazı duygular da zamanla yoruluyor. Ama yine de insan en güzel hislerini unutamıyor.
Şimdi anlıyorum; bazı aşklar gelincik gibi. Kısacık görünse bile rengi, izi ve hissi insanın içinde uzun süre yaşamaya devam ediyor...
21 senelik ömrümde kaç kitap okumuşumdur bilmiyorum ama içinde aşk, masum bir sevgi olan her kitap beni kendine çekiyo . İlk kitap okuma alışkanlığı kazandığım zamanlar bi kitap okumuştum sabah 4'e kadar okumuşum kitabı bitiricem diye. Bitirdikten sonra 2 defa daha başladım kitaba. Cidden kitaplardaki aşklar kitaplarda kalıyor sadece . Adam kadın yaşasın diye kendinden vazgecti kadının aşkından sevgisinden vazgecti sırf yaşasın diye . Bu kadar sevilmek nasıl hem güzel hemde dünyanın en iğrenç şeyi olabilir.