Velat Enüştekin

Velat Enüştekin
@matgeomat
"Okumayı gözlerinde sökmüştüm ilk defa, Buna en büyük ödüldü bakışın. Bakmalara doyamamıştım..."
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Islak sokaklar mevsimindeyiz artık Bu kalabalık şehire hüzün yağar bu zamanlar Yalnızlık yağar caddelerine Darmadağın saçlar, ıslanmış yüzler hep yere bakar Kahveleri bile dert yüklenir Çayları daha bir demli... Bu mevsimde vitirinleri az sulu rakı gibidir bu şehirin Her adımın yalnızlığa uzanır Yinede hızlı atılır adımlar Koşulur bu sokaklarda Herkes kendi türküsünü söyler yüzünü buruşturarak Herkes kendi hikayesini en acıklı sanır... ~Abdullah Özdoğan~
Müzik
"Herşeyi zamana bıraktık. Zamanımız varmı bilmeden..."
-Yazarım sana. +Yazma. O zaman bekliyor insan. Buraya çok az insan geliyor, çok insan gidiyor. Yani hani mesela zannediyorsun ki bir yoldan birisi gelecek. Boş, uzun bir yol. Devamlı ona bakıyorsun. Sonra kimse gelmiyor. Vizontele Tuuba (Yılmaz Erdoğan, 2004)
Alıntı
Yine bir asılsız haber. Ümidin bıraktığı ekmek kırıntılarının kaybolduğu an yüze gelen donukluk. Belki çoktan geçmiş bir tren ve bir valiz. Derisi kurumaya yüz tutmuş, çatlamış, el emeği dikişleri gücünü yitirmiş, kolları zayıflamış... Nedendir bilinmez ama hem varlığı hem yokluğu, hem gelişi hem de gidişi tereddüt yaratan, 3'er numara gözlüklerle bile silik vaziyete bürünen gölgeler. Kaçsa mı, kalsa mı?.. Hoş, kalmak bile bir kaçış meselesi değil midir?.. Felçli kolunun baktığı yöne çevrilen gözleri, sağlam kolundan destek alır da, tamamen yitik tarafı, hangi sağlam yerinden beslenir ki. Bilinmez diyorlar. Ya bilinen de bilindiği kadar var, bilinmediği kadar yoksa?